egitimsen

egitimsen

Ülke tarihinin belki de en karanlık döneminden geçiyoruz.
 
Bir avuç mutlu azınlık dışında kalan 84 milyon olarak ülkeyi yönetenlerin aldığı yanlış kararların faturasını daha fazla işsizlikle, daha fazla yoksullukla ödemeye devam ediyoruz.
İktidarın talimatları ile belirlenip, TÜİK vasıtası ile açıklanan resmi enflasyon bile yüzde 73,5 ile son 24 yılın rekorunu kırmış bulunuyor. Resmi enflasyon ulaştırmada yüzde 107,62’ye, gıda ürünlerinde yüzde 91’e ulaştı.
Çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığımız gerçek enflasyon ise çoktan yüzde 150’yi aştı. Bizim için en önemli kalem olan gıda enflasyonu ise yüzde 200’ü buldu. Buna karşın kamu emekçileri olarak maaşlarımızda yaşanan artış “toplu sözleşme” artışları ve enflasyon farkları ile sadece yüzde 44’te kaldı.
 
Bu karanlık tabloya rağmen iktidar sözcüleri her fırsatta “enflasyon tüm dünyada rekor” kırıyor bahanelerinin arkasına saklanıyor. Oysa mızrak artık çuvala sığmıyor. Bin bir oyunla düşük gösterilen resmi rakamlara göre bile Türkiye enflasyonu en yüksek ülkeler sıralamasında dünya beşinciliğine yükselmiş bulunuyor.
 
Enflasyon Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama yüzde 10 ile bizdekinin yedide biri, sekizde biri seviyesinde seyrediyor. Dört aydır Rusya’nın işgali altında bulunan Ukrayna’da bile enflasyon yüzde 17. Avrupa’da bizden sonra enflasyonu en yüksek ülke %27 ile Moldava.
Bir 5 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava görseli olabilir
 
Hız kesmeden devam eden zam sağanağında bir gün aldığımızı ertesi gün aynı fiyattan alamaz hale geldik.
Dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 6 bin 74 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 19 bin 785 TL’ye ulaşırken ortalama kamu emekçisi maaşı 6 bin 750 lirada kaldı.
Bir yıl önce 7 lira 72 kuruş olan benzinin litresi bugün 28 lira 42 kuruşa çıktı. Bir yılda yüzde %268 artış. Bir yıl önce 7 lira 23 kuruş olan motorinin litresi bugün 28 lira 9 kuruş. Bir yılda yüzde 288 artış.
Doğalgazın metre küpü bir yıl önce 1 lira 30 kuruştu. Aradan geçen bir yılda yüzde 140 artışla bugün 3 lira 26 kuruşa çıktı. Ortalama kamu emekçisi maaşı ile alınan doğalgaz sadece son bir yılda bin 533 metre küp azaldı. En düşük tüketimi esas aldığımızda bile elektrik faturalarındaki bir yıllık artış yüzde 125’i aştı.
Nereye baksak, neye baksak ateş pahası fiyatlarla karşılaşıyoruz. Hangi birini anlatalım.
Patates alırken bile zorlanır hale geldik. Bir yıl önce kilosunu 2,5 liraya aldığımız patatesi bugün en ucuz semt pazarlarında bile 10 liranın altında bulmak mümkün değil. Dar gelirlinin en çok tükettiği patates dahi bir yılda yüzde 300 zamlandı.
 
Bir yıl önce kolisini 22 liraya aldığımız yumurta bugün 55 liraya tırmandı. Ortalama kamu emekçisi maaşı ile alınan yumurta son bir yılda tam 91 koli azaldı.
Bir yıl önce kilosunu 30 liraya aldığımız beyaz peynirin en ucuzunu bugün 70 liradan aşağıya bulmak mümkün değil.
32 adetlik bir paket bebek bezinin fiyatı bir yıl içinde 29 liradan bugün 70 liraya yaklaştı. Ortalama kamu emekçisi maaşı ile alınan 32’lik bebek bezi bir yılda 65 paket azaldı.
Bir yıl önce 8 Lira 40 kuruş olan dolar bugün 17 lira 20 kuruşa yükseldi. Bir yıl önce ortalama kamu emekçisi maaşı 559 dolara denk geliyordu. Bugün 167 dolar azalarak 392 dolara geriledi.
Bir yıl önce 838 TL olan çeyrek altın bugün bin 700 TL. Zaten çeyrek altın almayı çoktan unutup gram altına geçmiştik. Ama artık gram altının da yanına yaklaşmak mümkün değil.
Bir yıl önce 507 TL olan bir gram altın bugün bin 28 liraya ulaştı. Ortalama kamu emekçisi maaşı ile alınan çeyrek altın sadece son bir yılda 1,6 adet, gram altın ise 2,7 adet azaldı.
İşin en kötüsü biz “geçinemiyoruz” diye feryat ettikçe onlar zengini daha zengin fakiri daha fakir hale getirmeye dönük politikalara sarılıyorlar.
Ekonominin dibe vurduğu bu dönemi bile parası olanlar için fırsata çeviriyorlar.
 
Kur Korumalı Mevduat Sistemi ile bugün 17 TL’ye ulaşan dolardaki artışın maliyeti bizim, halkın ödediği vergilerden, hazineden alınıp zenginlerin cebine aktarılıyor. Bu sistem ile bizim cebimizden alınan tutar şimdiden 50 milyar TL’yi buldu.
 
Ama bu da yetmedi. Şimdi de Gelire Endeksli Senet (GES) adı altında kamu kurumlarının gelirlerine göz konuluyor. Yüz yıllar öncesinin iltizam sisteminden farkı olmayan bu sistemle Devlet Hava Meydanları gibi geliri yüksek kurumlar adeta zenginlere peşkeş çekiliyor.
 
Sermayeye, patronlara, zenginlere bonkör olanlar, ülkenin kaynaklarını güvenlikçi savaş politikaları ile heba edenler sıra dar gelirlilere, işçilerle, emekçilere gelince türlü türlü bahaneler yaratıyor.
Biz yaşamsal temel ihtiyaçlarımızı kısarak, borçla harçla ayakta kalmaya çalışıyoruz. Ama bunu bile bize çok gördüler. Alacağımız kredilerin vade süresini kısaltıp asgari ödemesini iki katına çıkardılar.
Yıllar önce verilen sözler hemen unutuluyor. Milyonlara kamu emekçisinin, emeklinin adil bir ek gösterge talebi kapsamı alabildiğine daraltılarak görmezden geliniyor.
“Kamuda 3600 devrimi” diye yutturulmak istedikleri düzenlemeden 5,3 milyon memurun ve memur emeklisinin yararlanacağını iddia ediyorlar. Oysa düzenleme ile daha baştan 600 bine yakın sözleşmeli çalışanı her bakımdan, 2008’den sonra göreve başlayan yaklaşık 1 milyon 750 bin kamu emekçisini ise emeklilik maaşı bakımından kapsam dışında tutuyorlar. 600 puanlık artışın ek göstergesi 3000’in altında olanlara sınırlı yansıyacağı düzenlemeyi “devrim” diye yutturmaya çalışıyorlar.
 
Yoksulluktan, işsizlikten bunalan milyonlarla dalga geçercesine, “Ülke büyüyor, çarklar dönüyor, insanlar iş buluyor” gibi nutuklara her gün bir yenisi ekleniyor.
Maaşlarımız daha cebimize girmeden buharlaşıyor.
 
Buna rağmen siyasi iktidarın temsilcileri “memur maaşları bütçeye yük” gibi pervasızca açıklamalara imza atmaya devam ediyorlar.
 
Tüm bunlar yetmezmiş gibi, maaşlarımızı her gün, her an iliklerimize kadar yaşadığımız hayat pahalılığına göre değil, masa başında takla attırılan sanal rakamlara göre arttırmaya devam etmek istiyorlar.
Kendine‘sendika’ diyen kimi yapılar ise içine sürüklendiğimiz derin yoksulluğa çözüm olarak Eşel Mobil Sistemini talep etmenin ötesine geçemiyorlar. Mevcut durumda maaşlarımıza altı ay geriden yansıtılan “enflasyon farkının“ öne çekilmesini, maaşlarımızın her ay gerçekleşen resmi enflasyona göre artırılmasını “çok önemli bir talep” gibi yutturmaya çalışıyorlar.
Oysa yıllardır sahnelen oyun apaçık ortadadır.
 
Maaş artışlarımızı düşük tutmak için resmi enflasyon da düşük gösterilmiştir. Bunun için yapılan hileler özellikle enflasyon farkı alacağımız aylar yaklaştıkça daha da artmıştır.
Memur Sen ve bağlı sendikaları yıllardır masa başında oluşturulduğunu bildikleri bu sahte rakamların altına imza atmışlar, üstelik kamu emekçilerinin temel hiçbir sorununu çözmeyen mutabakatları “tarihi başarı” diyerek övmekten de geri durmamışlardır.
 
Sonuçta yıllardır sahte resmi enflasyon rakamlarına göre yapılan artışlar hepimizin reel gelirini buharlaştırmış, maaşlarımız geldiğimiz noktada açlık sınırına yaklaşmıştır.
20 yıl önce asgari ücretin 3,5 katına denk gelen ortalama maaşımız bugün asgari ücretin 1,5 katına inmiştir.
Asgari ücretin en az 1,5 katı olan emekli maaşlarımız ise 2O yılın sonunda asgari ücret seviyesine yaklaşmıştır.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi bugün gelinen noktada TÜİK tarafından 90 yıldır yapılan enflasyon hesaplaması bile terk edilmiştir. TÜİK artık “enflasyon sepetindeki“ 400’den fazla mal ve hizmetin fiyat değişimlerini bile paylaşmadan, kafasına göre enflasyon verisi açıklar hale gelmiştir.
 
Her geçen gün ağırlaşan koşullarda hem “enflasyon zammı sıfır zamdır” diyip hem de maaşlarımızın gerçek hayat pahalılığının yarısına bile denk gelmeyen resmi enflasyona göre artırılmasını, eşel mobil talep etmek; pula dönen maaşları peşinen kabul etmek, altı milyon kamu emekçisini ve emekliyi ölümü gösterip sıtmaya razı etmektir.
 
İNSANCA YAŞAMAYA YETECEK BİR ÜCRET İÇİN ÇÖZÜM;
En düşük maaşın yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmasından geçmektedir.
Bunun için;
• Eşi çalışmayan, iki çocuklu, en düşük maaşı alan kamu emekçisinin geliri maaşında yapılacak artışın yanı sıra eş ve çocuk yardımı, kira yardımı, ulaşım yardımı, yiyecek yardımı, ikramiye, yakacak yardımı gibi kalemlerde artışlarla yoksulluk sınırının (2022 Mayıs itibari ile 19.785 TL) üzerine çıkarılmalıdır.
• Tüm tüketim maddelerine yapılan zamlar geri alınmalı, bu maddelerde KDV sıfırlanmalıdır. Akaryakıt ürünlerinden telefona kadar lüks olmaktan çıkan her üründe ÖTV kaldırılmalıdır.
• Halkın, emekçilerin cebinden alıp zenginlere, beşli çeteye, yandaşlara aktarmanın araçları olan Kur Korumalı Mevduat Sistemi, Kamu Özel İş birliği Projeleri, Döviz Garantili İhaleler sonlandırılmalıdır.
Bu talepler 2023 Ağustos “toplu sözleşmesi” beklenmeden hayata geçirilmeli, hem kamu emekçilerinin, emeklilerin hem de asgari ücretlilerin kayıpları bir an önce giderilmelidir.
Bugün burada yoksulluğumuzun belgesi olan bordrolarımızı yakarken tüm kamu emekçilerini bir kez daha;
Hepimizin temel talepleri olan Güvenceli Bir Çalışma Yaşamı ve İnsanca Yaşamaya Yetecek Bir Ücret taleplerine sahip çıkmaya,
Emeğin Haklarını Korumak İçin KESK’e Bağlı Sendikalarda Örgütlenmeye
BİRLİKTE MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ!
 
KESK Adana Şubeler Platformu
Hüseyin KAYA
Eğitim Sen Adana Şube Başkanı
 
2021-2022 eğitim öğretim yılı bugün sona erdi. Geçtiğimiz eğitim öğretim yılında resmi ve özel 14 bin 137 okul öncesi, 24 bin 778 ilkokul, 19 bin 323 ortaokul ve 13 bin 82 lise ile toplam 71 bin 320 okulda 1 milyon 171 bin 891 öğretmen ve açık öğretim öğrencileri dâhil olmak üzere 17 milyon 436 bin 532 öğrenci ile eğitim ve öğretime devam edilmiştir.
Okul öncesinden üniversiteye kadar bilimin ve laikliğin değil, piyasanın, milliyetçiliğin, ayrımcılığın ve inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim anlayışıyla karşı karşıyayız. İki yıldan fazla devam eden pandemi koşullarının eğitim öğretime olumsuz etkileri bu yıl da sürmüştür.
 
Eğitimin niteliğindeki gerilemenin sürmesi, son yıllarda belirgin şekilde artan eğitimde ticarileşme ve eğitimi dinselleştirme uygulamaları, okulların fiziki altyapı ve donanım eksikliklerinin sürmesi, kalabalık sınıflar sorunu, ikili öğretim, taşımalı eğitim, çocuk ve gençlerin dini cemaat ve vakıfların kreşlerine ve yurtlarına yönlendirilmesi, çocuklara yönelik taciz ve istismar vakalarının artması, mülakata dayalı sözleşmeli öğretmenlik ve ücretli öğretmenlik uygulamasının sürmesi, ataması yapılmayan öğretmenler sorunu vb. gibi çok sayıda sorun, eğitim sisteminin belli başlı sorunları olarak geçtiğimiz öğretim yılına da damgasını vurmuştur.
Neredeyse tüm eğitim emekçilerinin itirazlarına rağmen alelacele çıkarılan ÖMK, (Öğretmenlik Meslek Kanunu) eğitimin hiç bir yapısal sorununa çözüm üretmediği gibi yeni sorunları da beraberinde getirecektir. ÖMK ile birlikte iş yerlerinde eğitim emekçileri aday öğretmen, öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olarak farklı kariyer basamaklarına ayrılacaklar. Ayrıca öğretmenler bu kariyer basamaklarına ulaşabilmek için sınavlara tabi tutularak mesleki çalışma adı altında angarya çalışmaya zorlanacaklar. İş yerlerinde öğretmenler arası dayanışmanın, hoşgörünün ve diyalogun yerini yarışma ve rekabet alacak, çalışma barışı hızla bozularak okullar bir kaos ortamına dönüşecektir.
Bir 14 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava görseli olabilir
 
Ayrıca MEB in yeni başlattığı MESEM ( Mesleki Eğitim) projesi birçok sorunu beraberinde getirecek. Öncelikle mesleki-teknik eğitim önemini yitirecek, milyonlarca çocuğumuz örgün eğitimin dışına atılarak, piyasaya ucuz iş gücü olarak katılmak zorunda kalacaklardır.
 
Bir taraftan eğitim kurumlarında bunlar yaşanırken diğer taraftan da kamusal bir hak olan eğitim veliler için paralı hale gelmeye başlayacak, uzman öğretmene veya başöğretmene çocuğunu yazdırmak isteyen veliler öğretmene ulaşmakta zorlanacak bu öğretmenlere çocuğunu yazdırmak isteyen velilerden okul idareleri tarafından fahiş bağışlar talep edilecek ve eğitimde sınıfsal farklar daha da belirginleşecektir.
Eğitimde ki temel sorunların çözümü ancak cinsiyet eşitliğine dayalı, bilimsel, laik ulaşılabilir, nitelikli, anadilde, parasız kamusal eğitim ile mümkündür.
 
Bu basın açıklamamızda Adana ilinde yaşanan birkaç önemli konuyu sizlerle paylaşmak istiyoruz. Öncelikle ilimizde bütün öneri ve itirazlarımıza rağmen pandemide ortaya çıkan sorunlar tespit edilmemiştir. Öğrencilerimiz 1.5 yıl örgün eğitim dışında kalmaları gerçeği göz ardı edilerek eksik konular telafi edilmemiş, bunun sonucunda çocuklarımızın başarısı bu yıl belirgin bir şekilde düşmüştür. Okula yeniden uyum sağlamaları yönünde hiçbir adım atılmamış, öğretmen arkadaşlarımız öğrencilerle iletişim problemi yaşamıştır. Özellikle ilkokul çağındaki öğrencilerimiz internet ve sanal oyunların bağımlısı haline gelmiştir.
 
Okullarda kadrolu yardımcı hizmetli kalmamıştır. MEB ‘in okullar açıldıktan çok sonra iş kur üzerinden yardımcı hizmetli alımları yapması temizlik konusunda büyük sıkıntılar yaratmıştır. Daha öncede açıkladığımız gibi yardımcı hizmetli olarak alınan arkadaşlarımızın sayısı çok yetersiz kalmış, bu durumda hem arkadaşlarımızın yoğun bir şekilde emeklerinin sömürülmesine hem de okulların temizliğinde aksamalara neden olmuştur.
Bir diğer önemli konuda proje okul adı altında yapılan düzenlemeye yöneliktir. Seyhan ilimizde bulunan Adana Mesleki Teknik Anadolu Lisesinin geçen Eylül ayında proje okuluna dönüştürülme kararı alınmıştır. Henüz gelecek yılın öğrenci kontenjanları belirlenmeden okulda yıllarca görev yapan arkadaşlarımıza norm fazlası oldukları açıklanmıştır. 13 arkadaşımız norm fazlası olmuş, 2 arkadaşımız mazeretleri nedeniyle kapsam dışı bırakılmış, diğer 11 arkadaşımızın resen başka okullara atamaları yapılmıştır. Sorunun çözümü için her zaman yaptığımız gibi eğitim alanındaki diğer sendikalarla ortak bir çözüm bulmaya çalıştık. Ne yazık ki öğretmen sorunları dışında her şeyle ilgilenen bu sendikalar çağrımızı yanıtsız bıraktı. Milli Eğitim Bakanlığı ve il milli eğitim Müdürlüğünü uyarıyoruz. Bu haksız atamaları durdurun. Hiçbir arkadaşımızı mağdur etmeye hakkınız yok. Eğitim Sen olarak bu konunun da hem hukuku, hem de meşru zeminde takipçisi olacağımızı ilan ediyoruz.
 
 
Ne yazık ki bu yılda MEB bizden geçer not alamadı. Karnesini sizlere paylaşıyoruz. Bütün başarısız öğrencilerimize söylediğimiz gibi MEB ‘e ‘’çok ama çok çalışmalısın’’ diyoruz.
 
Hüseyin KAYA
Eğitim Sen Adana Şube Yürütme Kurulu

Üniversitelerin adı her gün yeni skandallara, kayırmacılığa, hukuksuzluğa, yolsuzluğa ve baskıya karışmakta, atanan rektörler eliyle üniversitelerde ağır bir yıkım yaşanmaktadır.

Son olarak ODTÜ yönetimi, haklarındaki asılsız ve mesnetsiz iddiaları esas alan bir kararla öğretim elemanı olarak görev yapan üyelerimiz Sibel Bekiroğlu ve Mehmet Mutlu’yu açığa aldı. Kısa bir süre önce de ODTÜ Kıbrıs Kampüsü’nde görevli öğretim üyesi Doç. Dr. Yonca Özdemir ve öğretim görevlisi Serhat Selışık’ın sözleşmeleri hukuksuz biçimde sona erdirildi.

Özellikle belirtmek isteriz ki öğrencilerinin demokratik haklarını kullanmasını engelleyen, öğretim elemanlarına her türlü hukuksuzluğu reva gören, idari ve teknik personeline angaryayı dayatan bir yönetim aklının üniversiteye katabileceği hiçbir şey yoktur. Kaldı ki makamlarına atanarak gelen rektörlerin, üniversite bileşenlerine değil kendilerini atayan iktidara karşı sorumluluk taşımalarının istendiği de herkes tarafından bilinmektedir.

Bu nedenle, üniversiteyi üniversite yapan tüm değerler ve ilkeler yok sayılmakta, hukukun en temel ilkeleri ayaklar altına alınmaktadır.

Eğitim Sen olarak belirtmek isteriz ki tüm hukuksuzlukların, keyfi ve siyasi kararların faili olan yöneticiler er ya da geç hukuk önünde bunların hesabını vermek zorunda kalacaktır. Hukuka uygun hareket etmek zorunda olan ODTÜ yönetimine bu gerçeği hatırlatıyor, haksızlığa ve hukuksuzluğa uğrayan Yonca Özdemir, Sibel Bekiroğlu, Serhat Selışık ve Mehmet Mutlu hocalarımızın hızla görevlerine iade edilmesini talep ediyoruz. Başta ODTÜ emekçileri olmak üzere herkesi dayanışmaya davet ediyoruz.

HAYDİ 1 Mayıs'a
Adana Tertip Komitesini 1 Mayıs'a çağrı amaçlı düzenlediği basın açıklamasına KESK Eş Başkanı Şükran Yeşil Kaplan, Eğitim Sen MYK üyesi Sinan Muşlu, Tüm Bel Sen MYK üyesi Yılmaz Yıldırımcı, Haber Sen Genel Başkanı Mesut Balcan, Tarım Orkam Sen Gazi Düz, SES MYK üyesi Gönül Adı Belli ve Yapı Yol Sen MYK üyesi İlksen Temizkan katıldı.
 
1 Mayıs’a çağrı amaçlı yapılan basın açıklamasında tertip komitesi başkanı Yaşar Gündoğdu; “Ekonomik kriz, işsizlik, zamlar, pandemi, borçlanma derken ülkemizde insanca yaşamak bir yana hayatta kalmak bile her gün zorlaşıyor.
Bu düzen toplumun işini, aşını geçimini ve sağlığını korumuyor, aksine tehdit ediyor,” dedi
Bir 4 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava görseli olabilir
 
Bu düzenin çarkları, dünyanın tüm değerlerini ve güzelliklerini üreten bizleri, işçileri, emekçileri, kamu emekçileri, mühendisleri, mimarları, hekimleri, avukatları, aydınları, akademisyenleri, sanatçıları, gençleri, kadınları, emeklileri, emekli dahi olamayanları ezdikçe eziyor.
 
Bu düzenin çarkları, zengini daha zengin etmek, bankaların kasalarını doldurmak, şirketleri ihalelerle beslemek üzere kurulmuş
Bu düzenin çarkları sermayeye sömürecek ucuz emek, yağmalanacak doğa, talan edilecek kentler yaratmak üzere dönüyor.
Halk işsizlikle, açlıkla, yoksullukla, artan borçlarla salgınla mücadele ederken 20 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarı ülkenin tüm kaynaklarını, bir avuç patronu ve ayrıcalıklı zümreyi korumak için seferber etti etmeye devam ediyor.
Halk işe, ekmeğe, insanca bir yaşama olduğu kadar demokrasi, adalet ve hukuka da aç. Bu düzen yurttaşların hakkını, hukukunu çiğniyor, adaletsizliği büyütüyor.
Halkın gerçeği ile bir avuç ayrıcalıklı kesimin gerçeği arasındaki fark, tek sesli medyanın propaganda yayınlarıyla perdelenmek isteniyor. Üstü örtülemeyen hakikate dair çığlıklar, baskı ile, şiddet ile, sansür ile, zor ile bastırılmak isteniyor, Hakkını arayan ve gerçekleri söyleyen herkes bu düzenin hukuk dışı zorbalıklarıyla karşı karşıya kalıyor.
Bir 5 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava görseli olabilir
 
Bu düzenin devamı için demokrasinin son kırıntıları bile ortadan kaldırılıyor.
 
Demokratik hak olarak elde kalan tek hakkımız olan seçme ve seçilme hakkımıza dahi el uzatılıyor.
 
Bu düzen mağdur ettiği milyonları bölüp parçalayarak yönetmek gibi tehlikeli bir yönteme başvuruyor. Sürekli olarak iç ve dış düşman yaratılıyor Yukarıdan aşağıya kışkırtılan şovenizm, cinsiyetçilik, ırkçılık, mezhepçilik ve savaş politikaları bu düzenin yarattığı krizi yönetmenin bir yolu olarak ülkemizin ve halkın geleceğini tehdit ediyor.
 
Bu düzen böyle gitmez. Halkı yoksulluğa, açlığa, işsizliğe, borçluluğa ve güvencesizliğe mahkûm eden bu akıl dışı düzen Türkiye’nin sırtında bir yüktür. öte yandan 20 yıldır ülkeyi yönetenler ve tüm yetkileri tek kişide toplayanlar sorumluluktan kaçamaz. Ülkenin kanayan sorunlarını kendi dışındaki herkese ve her şeye bağlayan bir yönetim anlayışına artık yeter diyoruz.
 
Gün şikâyet etme günü değildir. Biz tüm sömürülenler, yoksullaşanlar, ezilenler olarak bu düzeni değiştirme, 82 milyonun insanca yaşayacağı bir ülkeyi inşa etme gücümüz var.
1 Mayıs, İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma günü ülkenin dört bir yanında gücümüzü ve coşkumuzu meydanlara taşıdığımız bir gün olacaktır.
 
Biz aşağıda imzası bulunan emek ve meslek örgütleri olarak 1 Mayıs Birlik Mücadele ve Dayanışma Gününe giderken birlikte değiştirme irademizi işyeri işyeri, sokak sokak, meydan meydan örgütleyeceğimizi, Türkiye’nin dört bir yanında 1 Mayıs meydanlarında omuz omuza olacağımızı ilan ediyor, emekten, barıştan, demokrasiden, eşitlikten, özgürlükten yana olan herkesi 1 Mayıs meydanlarında buluşmaya çağırıyoruz” 
Bir 8 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava görseli olabilir
 
Bir 1 kişi ve şunu diyen bir yazı 'YASASIN MAYIS Savaşa, Güvencesizliğe, Sömürüye, İşsizliğe, Yoksulluğa Karşı BARIŞI, UMUDU ve MÜCADELEYİ BÜYÜTÜYORUZ! Haydi Mitinge 1Mayis 2022 Pazar -Saat:15.00 Yürüyüş- Toplanma Yeri Kasım Gülek Köprüsü Kuzey Girişi MİTİNG Uğur Mumcu Meydanı Mustafa Özarslan Konsen Adana 1 Mayıs Tertip Komitesi DİSK KESK 1995 ODA tmmob TÜRK MİMAR BİRLİĞİ' görseli olabilir
KHK’lar Gidecek Biz Kalacağız
 
KESK Eş Başkanı Şükran Yeşil Kaplan, Eğitim Sen MYK üyesi Sinan Muşlu, Tüm Bel Sen MYK üyesi Yılmaz Yıldırımcı, Haber Sen Genel Başkanı Mesut Balcan, Tarım Orkam Sen Gazi Düz, SES MYK üyesi Gönül Adı Belli ve Yapı Yol Sen MYK üyesi İlksen Temizkan'ın katılımıyla "KHK’lar Gidecek Biz Kalacağız" konulu basın açıklaması gerçekleştirildi.
KHK’lar Gidecek Biz Kalacağız
 
Basına ve Kamuoyuna
KHK zulmü son bulsun, OHAL oyalama komisyonu lav edilsin. Hukuk ve demokrasi yeniden inşa edilsin. “KESK'in darbelerle mücadele eden bir tarihi vardır. Darbe girişiminden sonra yaşananlar, siyasi iktidarın tutumunu net olarak ortaya çıkardı. Çıkarılan bir KHK ile konfederasyonumuz KESK'e yönelim de iyice açığa çıktı. Birçok üyemiz kamudaki görevlerinden ihraç edildi ve bu ihraçlara ilişkin hiçbir gerekçe gösterilmedi. İhraç edilen kamu emekçileri ile beraber aileleri de cezalandırılmak istendi.
Bir 14 kişi, ayakta duran insanlar, açık hava ve şunu diyen bir yazı '000 'LAR GİDECEK iz KALACAĞIZ! ADANA PRANA KHK'lar GİDECEK BİZ KALACAĞIZI ADANA KHK PLATFO' görseli olabilir
 
OHAL KHK’leri ile kamudan ihraç edilen Emekçilerin sadece 4760’i KESK üyesidir. Bizler kamu görevinden çıkarılacak kişilerin ancak hukuki deliller temelinde bu cezaya çarptırılabileceğinin bir kez daha altını çizmek isteriz. Darbe sonrası ilan edilen OHAL rejiminin puslu havasından yararlanarak Türkiye’nin demokrasi, emek ve barış yanlısı akademik geleneği ile hesaplaşmak isteyen idarecileri uyarıyoruz. Demokrasiyi ve hukuku rafa kaldıranlar şunu iyi bilsinler ki demokrasi ve hukuka en fazla onların ihtiyacı olacak.
 
Bilindiği üzere ihraç sayısının en fazla olduğu illerden biri de Adana’dır. İhraç edilen hiç bir üyemizin İdari ve adli soruşturması yoktur. Örneğin Yıllarca Adana da sendikal mücadele içerisinde yer almış, Eğitim Sen Adana şube yürütmesinde başkanlık yapmış, Ahmet Karagöz’ün OHAL komisyonuna yaptığı başvuru ret kararı verilmiştir. Dosyası OHAL komisyonunda 5 yıl beklenildikten sonra ret edilmesi, komisyonun siyasi bir oluşum olduğunun göstergesidir. Ahmet Karagöz ve bu durumda olan bütün arkadaşlarımızın yanındayız, haklarını savunmaya devam edeceğiz.
 
Bu süreçte Sendikamız, tüm örgütlü gücüyle ihraç edilen üyelerimizin maddi ve manevi olarak yanında olmuş başından beri hukuki sürecin takipçisi olmuş ve olmaya da devam edecektir. Bizler tüm haklarımızla birlikte geri döneceğimizi biliyoruz.
Örgütlü mücadelemizle bu süreci takip edeceğimizi, demokrasi güçleri olarak aynı ciddiyetle direneceğimizi ve mücadeleyi yükselteceğimizi belirtiyoruz. Bilinmelidir ki biz kamu emekçileri; din, dil, ırk, mezhep, cinsiyet gibi farklılıkları bir kenara bırakarak insanların sağlığı ve yaşaması için gecesini gündüzüne katanların hukuksuz bir şekilde, kendilerini savunma hakkı tanınmadan kamu alanından ihraçlarını kabul etmeyeceğiz.
OHAL komisyonu hak dağıtmaktan çok oyalama komisyonu görevi görmektedir. Geçen bunca yıla rağmen halen birçok KESK üyesi KHK’lerin dosyasının görüşülmemesi bunun göstergesidir. Dosyaların biran önce görüşülmesini, gerçek adaletin sağlanması için bağımsız mahkeme kararlarının yaşam bulmasını istiyoruz.
Bir 15 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava görseli olabilir
 
1 Mayıs yaklaşıyor. Emekçilere reva görülen sefalet ve açlık son bulsun. Haksız ve hukuksuz bir şekilde işten atılan emekçiler tekrar eski haklarına kavuşsun. 2022 1 Mayıs’ında bütün bu haksızlıklara hukuksuzluklara da dur diyeceğiz. Biz emekçiler 1 Mayıs’ta Uğur Mumcu Meydanında tarihsel gücümüzle birlik, mücadele ve dayanışma kararlığımızla, Bütün bu antidemokratik, hukuksuz uygulamalara son diyeceğiz.
 
Gelecek emekçilerin ellerinde yeniden kurulacaktır. Yaşasın 1 Mayıs
 
Hüseyin KAYA
KESK Adana Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü
 
Bir 11 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava görseli olabilir

Haydi 1 Mayıs'a

Bir 1 kişi ve şunu diyen bir yazı 'YASASIN MAYIS Savaşa, Güvencesizliğe, Sömürüye, İşsizliğe, Yoksulluğa Karşı BARIŞI, UMUDU ve MÜCADELEYİ BÜYÜTÜYORUZ! Haydi Mitinge 1Mayis 2022 Pazar -Saat:15.00 Yürüyüş- Toplanma Yeri Kasım Gülek Köprüsü Kuzey Girişi MİTİNG Uğur Mumcu Meydanı Mustafa Özarslan Konsen Adana 1 Mayıs Tertip Komitesi DİSK KESK 1995 ODA tmmob TÜRK MİMAR BİRLİĞİ' görseli olabilir

Haydar Akın’a ve Destekçilerine Sesleniyoruz!
Bu Şekilde Eğitim Vermek Hakkınız da Haddiniz de Değildir!
Değerli Basın ve Kamuoyuna
Bursa Osmangazi Mithatpaşa Ortaokulu Müdürü Haydar Akın, okulda kız ve erkek öğrencilerin ayrı sıralarda oturtulması için öğretmenlere yazı göndermesinin ardından açığa alınmıştı. Ancak, siyasi iktidara yakınlıklarıyla bilinen Eğitim Bir Sen ve Türk Eğitim Sen Bursa şubeleri ile çeşitli cemaatlerin Haydar Akın’a destek açıklamaları yapmalarının ardından Haydar Akın görevine iade edildi.
Yaşanan bu durum sadece bir okul müdürünün değil, eğitim sisteminin bir bütün olarak tarikatların, cemaatlerin ve bunlara destek veren “eğitim” sendikalarının nasıl kontrolüne geçtiğini gözler önüne sermiştir. Öyle ki, hukuka uygun hareket etmek zorunda olan bir okul yöneticisi olan Haydar Akın’ın aleni biçimde hukuka, çocuk haklarına, anayasanın en temel hükümlerine, laik ve bilimsel eğitime meydan okuması göz göre göre ödüllendirilmiştir.
Hâlbuki ortada ağır bir suç bulunmaktadır. Ancak, her zulmün, her eşitsizliğin ve her haksızlığın karşısında dini kendisine kalkan etmeyi alışkanlık edinenler, bırakalım suçlarıyla yüzleşmeyi, her defasında daha cüretkâr eylem ve uygulamalara imza atmaktadır.
Bunun adı açık ve nettir! Türkiye’de Haydar Akın ve onun gibi cüretkâr yöneticiler, cemaat ve tarikatlar ile onlara destek veren tüm örgütler, laik ve bilimsel eğitimi un ufak etmeye çalışmakta, dolayısıyla da açıkça anayasal suç işlemektedir.
Eğitim Sen olarak, devletin tüm imkânlarını ellerinde tutan ve güçlünün yasasını hukuk sanan herkese bir gerçeği hatırlatmak istiyoruz! Hepinizi tek tek, isim sisim, örgütsel hafızamıza kazıyor, er ya da geç hukuk önünde hesap vereceğiniz günleri getireceğimizi bilmenizi istiyoruz!
Unutmayın ki, çocuklarımızı iğrenç fantezilerinizin nesnesi yapmanızı ve her çocuğun haklarıyla var olduğu gerçeğini yok saymanızı engellemek için tüm örgütlü gücümüzü seferber etmekten vazgeçmeyeceğiz!
Haydar Akın ve onun gibilere karşı Türkiye’nin dört yanında okul okul, sınıf sınıf tüm eğitim sistemini mercek altında tutmaktaki kararlığımızı ve çocuklarımızı karanlığınıza teslim etmemekteki irademizi göreceksiniz!
Bu ülkede yaşayan herkesin eşit değerde olduğu hakikatini sizlere öğreteceğiz!
Şube Yürütme Kurulu Adına
Hüseyin KAYA
Şube Başkanı
KHK’LAR GİDECEK BİZ KALACAĞIZ
Basına ve Kamuoyuna
 
Binlerce üyemiz keyfilikle karşı karşıya kalmıştır. “15 Temmuz’ 2016 yılından sonra çıkarılan KHK’lerle binlerce üyemiz, akademisyen ve kamu emekçisi ihraç edilerek işinden atılmıştır. İşimiz, ekmeğimiz, geleceğimiz, diplomalarımız, kazanılmış haklarımız, sendikal haklarımız hukuk tanımaz bir keyfilikle karşı karşıya kalmıştı. Bunlar KHK yapıcılarının insafına ve takdirine bağlı konular değildi. Bunlar ‘hak’tı. Kazanılmış hak ve hak kavramıyla keyfi biçimde oynayamazsınız. Darbe girişiminin ihalesini kamu emekçilerinin sırtına yükleyemezsiniz. İşimizle, ekmeğimizle oynayamazsınız”
 
“KESK'in darbelerle mücadele eden bir tarihi vardır. Darbe girişiminden sonra yaşananlar, siyasi iktidarın tutumunu net olarak ortaya çıkardı. Çıkarılan bir KHK ile konfederasyonumuz KESK'e yönelim de iyice açığa çıktı. Birçok üyemiz kamudaki görevlerinden ihraç edildi ve bu ihraçlara ilişkin hiçbir gerekçe gösterilmedi. İhraç edilen kamu emekçileri ile beraber aileleri de cezalandırılmak istendi.
OHAL KHK’leri ile kamudan ihraç edilen Emekçilerin sadece 4760’i KESK üyesidir. Adana genelinde 62 KESK üyesi ihraç edilmiştir. OHAL Komisyonu kararı ile 30 üyemiz göreve iade edildi. Bizler kamu görevinden çıkarılacak kişilerin ancak hukuki deliller temelinde bu cezaya çarptırılabileceğinin bir kez daha altını çizmek isteriz. Darbe sonrası ilan edilen OHAL rejiminin puslu havasından yararlanarak Türkiye’nin demokrasi, emek ve barış yanlısı akademik geleneği ile hesaplaşmak isteyen idarecileri uyarıyoruz. Demokrasiyi ve hukuku rafa kaldıranlar şunu iyi bilsinler ki demokrasi ve hukuka en fazla onların ihtiyacı olacak.
Bilindiği üzere ihraç sayısının en fazla olduğu illerden biri de Adana’dır. İhraç edilen hiç bir üyemizin İdari ve adli soruşturması yoktur. Bunun yanı sıra adil yargılanma hakkı tümüyle ihlal edilmektedir.
Bu süreçte Sendikamız, tüm örgütlü gücüyle ihraç edilen üyelerimizin maddi ve manevi olarak yanında olmuş başından beri hukuki sürecin takipçisi olmuş ve olmaya da devam edecektir. Bizler tüm haklarımızla birlikte geri döneceğimizi biliyoruz.
Bir 9 kişi, ayakta duran insanlar, açık hava ve şunu diyen bir yazı 'KHK'I lar GİDECEK BİZ KALACAĞIZI ADANA HK LAORU ADANA ADANA KHK'LAR GİDECEK BİZ KALACAĞIZ!' görseli olabilir
 
Örgütlü mücadelemizle bu süreci takip edeceğimizi, demokrasi güçleri olarak aynı ciddiyetle direneceğimizi ve mücadeleyi yükselteceğimizi belirtiyoruz. Bilinmelidir ki biz kamu emekçileri; din, dil, ırk, mezhep, cinsiyet gibi farklılıkları bir kenara bırakarak insanların sağlığı ve yaşaması için gecesini gündüzüne katanların hukuksuz bir şekilde, kendilerini savunma hakkı tanınmadan kamu alanından ihraçlarını kabul etmeyeceğiz.
OHAL komisyonu hak dağıtmaktan çok oyalama komisyonu görevi görmektedir. Geçen bunca yıla rağmen halen birçok KESK üyesi KHK’lerin dosyasının görüşülmemesi bunun göstergesidir. Dosyaların biran önce görüşülmesini, gerçek adaletin sağlanması için bağımsız mahkeme kararlarının yaşam bulmasını istiyoruz.
 
Kamu emekçilerinin işten atılma riski halen devam ediyor. OHAL döneminde çıkarılan geçici 35. Maddeye göre kamu emekçileri işlerinden, ekmeklerinden olmaya devam ediyor. OHAL kaldırıldıktan sonra yaklaşık 13 bin kamu emekçisi 35. Madde gereği ihraç edildi. 35.maddenin 3 yıl sonra uygulanmaması gerekirken, siyasi iktidarın önerisiyle TBMM alınan kararla 1 yıl daha uzatıldı. Bu da gösteriyor ki siyasi iktidar muhalif kamu emekçilerinin üzerinde ihraçları "Demokles’in kılıcı" gibi kullanacaktır. Buradan sesleniyoruz, OHAL'in bütün olumsuzlukları son bulmalıdır. Demokrasi, hukuk ve adalet inşa edilmelidir.
Bir 6 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava görseli olabilir
 
Sözün bittiği değil, değerli olduğu yerden sesleniyoruz! Hak, hukuk, adalet mücadelesine söz vermiştik, bu sözümüzü tutacağız. Barış, özgürlük ve demokratik haklarımız için mücadelemize devam edeceğiz.
 
KESK Adana Şubeler Platformu Adına
Hüseyin KAYA
Eğitim Sen Adana Şube Başkanı
Bir 12 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava görseli olabilir