egitimsen

egitimsen

Kumpasçıların, Haksızlıkların, Tehditlerin ve Nefret Söylemlerinin Karşısında Diz Çökmeyen Gençlerimizin Yanındayız!


Boğaziçi Üniversitesi, öğrencisiyle, akademisyeniyle, idari ve teknik personeliyle siyasal tarihimizin sayfalarından silinmeyecek bir duruş sergiliyor.
Rektörlerin atanarak değil seçimle gelmesini savunan; yöneticilerinde intihali, itaati ve yalanı değil liyakati görmek isteyen; tek tipçi, baskıcı ve kontrolcü bir öğrenme ortamı yerine eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik bir öğrenme iklimini talep eden üniversiteli gençler sabırla ve sebatla demokratik tepkilerini gösteriyor, taleplerini dile getiriyorlar.
Her rengi eşit gören, rengarenk enerjileri ile özgürlüklerini savunan gençler, korku dağının zirvesine taht kuranların karşısında diz çökmüyor! Yeni rejimin sahipleri ise YÖK, medya ve polis eliyle demokrasi isteyen gençlere kumpas kurmaya, onları gözaltına almaya ve tutuklamaya devam ediyor!


Belirtmek isteriz ki asıl sorun kamuoyuna sunulduğu gibi kutsala yapılan bir saygısızlık değildir. Asıl sorun, düşünce ve ifade özgürlüğünü sadece kendileri için bir özgürlük sanan siyasi iktidar temsilcilerinin, demokrasiden, demokratik tartışma kültüründen ve üniversite fikrinden bihaber olmalarıdır.


Ancak, ortada bir suç vardır! Bu suç, LGBTİ+ bireylerin temel hak ve özgürlüklerini yok sayan ve yaşam haklarını tehdit edenlerin; laikliği ortadan kaldırarak, İslam dininin değerlerini her türlü siyasal, ekonomik ve kültürel zulme ortak edenlerin; üniversiteli gençlerin demokratik taleplerini şiddetle bastıranların ve anayasal güvence altında olan üniversitelerin kurumsal özerkliğini ortadan kaldıranların suçudur!

 

Eğitim Sen olarak, demokratik tepkileri ve talepleri nedeniyle tutuklanan, gözaltına alınan Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin, Dokuz Eylül Üniversitesi’nden dayanışma mesajı vermek isterken gözaltına alınan tüm gençlerin hızla serbest bırakılmasını istiyoruz.

Emekten, demokrasiden ve barıştan yana herkesi gençlerimize, akademiye ve üniversitelere sahip çıkmaya davet ediyoruz. Üniversitelerin akademik, demokratik, özerklik sorunları ve baskılar karşısında mücadelenin provoke edilerek farklı alanlara çekilmesinin karşısındayız. Rektörlerin üniversite bileşenlerinin iradesiyle seçilmesini engelleyen düzenlemenin değiştirilmesi için TBMM’de grubu bulunan siyasi partileri sorumluluğa davet ediyoruz!

 

KESK Adana Şubeler Platformu adına
Süleyman KAVUNCUOĞLU
Eğitim Sen Adana Şube Sekreteri

Şakirpaşa ilkokulunda üyemiz Mehmet Iren vefat etmiştir. Başta ailesi, dostları olmak üzere tüm eğitim ve bilim emekçilerine başsağlığı diliyoruz.
Şube Yürütme Kurulu

Pandemi koşullarında başlayan 2020-2021 eğitim öğretim yılı ilk yarısı 22 Ocak 2021 tarihinde sona erdi. 2020-2021 eğitim öğretim yılı başlamadan önce okulların açılma tarihi çok önceden belli olmasına rağmen ne yüz yüze eğitim, ne de uzaktan eğitim uygulamalarına tam anlamıyla hazırlık yapmayan Milli Eğitim Bakanlığı yaşanan sorunlara çözüm üretmekte yetersiz kalmıştır.

Pandemi riskine karşı uzaktan eğitime geçilmesi ile kamusal bir hizmet olan ve her çocuğa eşit bir şekilde faydalanması gereken eğitim hakkına ulaşmak güçleşmiştir. Özellikle düşük gelirli ve yoksul aile çocukları ile mevsimlik tarım işçiliği yapan çocuklar normal koşullarda bile eğitim olanaklarından yeterince yaralanamazken, uzaktan eğitim ile birlikte her çocuğun ulaşabileceği bilgisayar, internet gibi teknolojik araçlarının olmaması, çocukların eğitim sisteminden dışlanmalarına yol açmıştır.

Pandemi koşullarında okul idarecilerinden ve öğretmenlerden her türlü görev talebinde bulunan Milli Eğitim yetkilileri, ne dense internete ulaşamayan, bilgisayarı olmayan öğrencilerin tespit edilmesi için gerekli çalışmayı yapmadı. Biz Eğitim- Sen olarak kendi olanaklarımızla yaptığımız çalışma sonucunda Türkiye genelinde 6 milyon öğrencinin Adana ilinde de 50 binden fazla öğrencinin uzaktan eğitim için gerekli cihazlara ve internet erişimine sahip olmadığını tahmin ediyoruz. Ayrıca hangi sebeple olursa olsun öğrencilerin %70 uzaktan eğitime katılmamış/katılamamıştır.

Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin derslerin niteliğini artırmak için bilgisayar, tablet, internet vb. alarak yeni harcamalar yapmak zorunda bırakılmış ve artan internet ve telefon faturaları nedeniyle giderlerde önemli artışlar yaşanmıştır. İnternet, bilgisayar, tablet desteği görmeyen öğretmenlerimiz, uzaktan eğitim sürecinde ek ders ücretlerinin ödenmesi sürecinde de çeşitli mağduriyetler yaşamıştır.

Uzaktan eğitimde örgün eğitimde uygulanan müfredatın aynısı verilmeye çalışılmış; müfredatta bir seyreltme ve azaltma yoluna gidilmemiştir. Ders kitapları da uzaktan eğitime uygun olmadığından sorun yaşatmıştır.

Öğretmenlere hem uzaktan eğitimi uygulamak, hem de uzaktan eğitimde kullanılacak materyal geliştirme konusunda yeterince destek sağlanmamıştır. Bu da öğrenciler açısından kayıp yılı olmasına neden olmuştur. Bunun nasıl telafi edileceğine yönelik iç açıcı bir tablo bulunmamaktadır.

MEB’İN NOT VERME ISRARI EĞİTİMDE EŞİTSİZLİĞİ DERİNLEŞTİRİYOR

MEB ‘in karne notu vermek adına yüz yüze sınav yapma denemesinin başta sendikamız olmak üzere, toplumun tüm kesimlerince tepkiyle karşılanması üzerine bu uygulamadan vazgeçilirken, milyonlarca öğrencinin derse katılmadığını bile bile ‘’derse katılım performans notu’ adı altında not verme işlemi başlamıştır. Sendikamız not verme işlemi için yönetmelikte yapılan değişikliğin iptali ve not verme işleminin yürütülmesinin durdurulması için dava açmıştır.

Bütün bu gelişmeler, MEB’in pandemi koşullarında uzaktan eğitime erişimde yaşanan eşitsizlikleri gidermek yerine birbiriyle çelişen kararlar alarak hem öğrencilerimizi hem de eğitim emekçilerini mağdur etmiştir.

 

ZORUNLU SEÇMELİ DERS DAYATMASI

MEB’in ortaokullar ve liseler için ders tercihlerinin 4-22 Ocak 2021 tarihleri arasında yapılacağını açıklamasının ardından geçmiş yıllarda yaşananlara benzer adımlar atılmaya çalışılmıştır. Pandemi nedeniyle uzaktan eğitimin yapıldığı, öğrencilerin eğitime erişim konusunda ciddi sorunlar yaşadığı bir dönemde seçmeli derslerin belirlenmesi sürecinde bazı dini içerikli derslerin seçilmesi için başta Din Öğretimi Genel Müdürlüğü olmak üzere, il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri, eğitim yöneticileri, hatta dini dernek ve cemaatler aracılığıyla öğrencilerin ‘zorunlu seçmeli dersler’ olarak ifade edilen dersleri seçmeleri için büyük bir seferberlik başlatmışlardır.

Tamamına yakını iktidar çizgisinde olan İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri’nin yönlendirmesiyle, kimi illerde eğitim yöneticilerine iletilen yazılı ve sözlü talimatlarla, öğrencilerin ‘’Kuran-ı Kerim’’, ‘’ Temel dini bilgiler’’ vs. derslerini seçmeleri istenmiştir. Öğrencilerin farklı dersleri seçme yönündeki talepleri öğrenci azlığı nedeniyle geri çevrilirken, aynı şart söz konusu seçmeli dersler için uygulanmamıştır.

GÜVENCESİZ İSTİHDAM, ESNEK ÇALIŞMA VE ANGARYA UYGULAMALARI

Eğitim bilim emekçilerinin evdeki emek süreci ve karşılaştığı güçlükler hakkında bir çalışma yapmayan MEB, bu görünmezlik algısıyla öğretmenlere eğitim ve deneyimlerinin dışında kalan işler vermek gibi uygulamalara girişmiştir. Öğretmen arkadaşlarımız hafta içi uzaktan eğitim derslerini gündüz saatlerinde işlemekle birlikte, bir yandan saat 18.00’den sonra ve cumartesi günleri uzaktan eğitim dersleri için yoğun hazırlık ve ders uygulaması yapmak zorunda kalmışlardır.

MEB, eğitimin gittikçe daralan kamusal niteliğini tamamen ortadan kaldırmaya çalışırken, öğrenci ve velileri açıkça özel okullara yönlendirme politikasını sürdürmektedir. Özellikle 4+4+4 düzenlemesi sonrasında, velilerin ekonomik koşullarını zorlayarak çocuklarını özel okullara göndermesi, teşvik politikaları ile özel okul sayılarının ve bu okullara giden öğrenci sayısının ciddi anlamda artmasını beraberinde getirmiştir.

İMAM HATİP OKULLARINA İKTİDAR DESTEĞİ ARTARAK SÜRÜYOR

AKP iktidarının eğitimin en temel sorunlarına çözüm üretmek yerine, yıllardır siyasal olarak istismar ettiği imam hatiplerin sayısını arttırma derdine düşmesi, bazı il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinin yazılı ve sözlü talimatları ile öğrencilerin imam hatiplere yönlendirilmesiyle imam hatip sayısı yıllar içinde hızla yükselmeye başlamıştır.

2012-2013 eğitim öğretim yılında 730’u bağımsız, 369’u imam hatip lisesi bünyesinde toplam 1.099 imam hatip ortaokulu varken 2019/’20 eğitim-öğretim yılı sonu itibariyle 2 bin 822’si bağımsız, 615’i imam hatip lisesi bünyesinde olmak üzere toplam 3 bin 437 imam hatip ortaokulu bulunmaktadır. İmam hatip ortaokullarında okuyan toplam öğrenci sayısı 2012-2013 eğitim öğretim yılında 94 bin 467 iken, 2019/’20 eğitim öğretim yılı sonu itibariyle 8 kat artarak 777 bin 439 olmuştur. Bu artışın en önemli nedeninin MEB’in imam hatip ortaokullarına yönelik okullaşma politikası olduğu açıktır.

 

MEB BÜTÇESİ VE EĞİTİM YATIRIMLARININ SEYRİ

Eğitim, devredilemez ve vazgeçilemez kamusal bir haktır. Bu alanda yapılan çeşitli araştırmaların da gösterdiği gibi, devlet okullarında paralı eğitim uygulamaları yaygınlaştıkça, en düşük gelir grubunda bulunanların gelirleri içinde eğitim harcamalarına ayırmak zorunda oldukları pay artmaktadır. Bu koşullarda devlet okullarında eşitsizlikleri derinleştiren örnekler, var olan toplumsal eşitsizlikler doğrultusunda okulları ayrıştırmaya neden olmakta zenginle yoksula ayrı ayrı ‘devlet okulu’, hatta aynı devlet okulu içinde gelir durumuna ya da başarı düzeyine göre farklı sınıflar oluşturmanın önü açılmaktadır.

 

YÜZ YÜZE EĞİTİM VE AŞI

2020-2021 eğitim öğretim yılının ilk yarısı sonu itibariyle halen eğitim-öğretim kurumlarının fiziki ve altyapı sorunlarının devam etmesi, okulların fiziki yapısının pandemi koşullarına göre düzenlenmesinde eksiklikler olması, öğretmen ve yardımcı hizmetli kadrosu düzeyinin ve eğitim bütçesinin yüz yüze eğitimin başlaması için yeterli olup olmadığı en önemli tartışma konuları olarak öne çıkmaktadır.    Pandemi nedeniyle uygulanan uzaktan eğitim ile ilgili sorunların çözümü için gerekli adımların atılmadığı, eğitime erişimde yaşanan sorunlar başta olmak üzere eğitimde dayatmacı politikaların sürmesi nedeniyle öğrencilerin ve öğretmenlerin mutsuz olduğu, eğitim sürecinde farklı dil, kimlik ve inançların dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği, öğretmenlerin esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlandığı bir eğitim sisteminin başarılı olması mümkün değildir.

Başlatılan aşı çalışması sırasının ne zaman öğrencilere ve eğitim emekçilerine geleceği ise tam bir muammadır. MEB aşı ile ilgili olarak eğitim emekçilerinin taleplerini duymamazlıktan gelmektedir. 

Eğitim Sen kamusal, demokratik, laik, parasız ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelesini kesintisiz olarak sürdürecektir.

 

Eğitim Sen olarak MEB karne vermek istiyoruz. Bizim vereceğimiz karnenin az çok nasıl bir not olacağını tahmin ediyorsanız yanılıyorsunuz. Biz bu dönemde MEB’İ birçok konuda çok başarılı bulduk. Başarılı bulduğumuz davranışları açıklıyoruz.

DAVRANIŞ PERFORMANS

Uzaktan eğitimi uzaktan takip etmesi

Çok Başarılı

   

Kamu kaynaklarının özel okullara aktarılması

Çok Başarılı

   

İmam Hatiplere iktidar desteği

Çok Başarılı

   

MEB bütçesinin köprü ve otoyol yapımının çok gerisinde kalması 

Çok Başarılı

   

Yüz yüze eğitimi bir türlü geçilememesi

Çok Başarılı

   

Öğretmen ve öğrencilerin aşılanmasında ortaya çıkan belirsizlik 

Çok Başarılı

   

Not verme ısrarı ve eğitimdeki eşitsizliği derinleştirmesi                                      

Çok Başarılı

   

Güvencesiz istihdam, esnek çalışma ve angarya uygulamaları

Çok Başarılı

   

Seçmeli din derslerini Zorunlu seçtirme dayatması          

Çok Başarılı

 

 

Eğitim Sen Adana Şube Yürütme Kurulu Adına

Hüseyin KAYA

Şube Başkanı

Sendikamıza uzaktan eğitim kapsamında EBA ve EBA dışındaki platformlarda canlı ders görevini yerine getirmek için öğretmen yükümlülüklerini yerine getirdiği halde öğrenciler canlı ders katılmadığı için o derse ait ek ders ücretinin ödenmediği yönünde bilgiler gelmiştir. Öğretmenlerden kaynaklanmayan bir durumun sorumluluğu öğretmenlere yüklenemez. Danıştay'da başka bir davada ek dersle ilgili geçmişte benzer bir değerlendirme yapmış ve iptal kararı vermiştir. Bu nedenle bu konuda mağdur olan üyelerimiz okul müdürlüklerine ekte gönderdiğimiz dilekçeyle dilekçede bırakılan boşlukları doldurarak başvurabilirler. Bu başvurulara olumsuz cevap verilmesi ya da 60 gün içinde cevap vermeyerek zımnen reddi durumunda üyelerimizin yargıya başvurma hakları vardır. Bu davada veya sonraki tarihlerde öğretmenin canlı ders görevini yerine getirmek için yükümlülüklerini yerine getirdiğinin kanıtlanmasının istenmesi halinde EBA dışındaki platformlarda kayıt sistemi olmadığından öğretmenlerin öğrencilerin katılmadığı canlı dersin fotoğrafı çekmesinde yarar vardır.

 

 

...OKULU MÜDÜRLÜĞÜ'NE

Okulunuzda ...öğretmeni olarak görev yapmaktayım. Uzaktan eğitim kapsamında EBA ve EBA dışındaki platformlarda canlı ders görevimi yerine getirmek için tüm yükümlülüklerimi yerine getirdiğim halde öğrenci derse katılmadığı için...tarihlerine ait ek ders ücretleri müdürlüğünüzce ödenmemiştir. Oysa benzer bir durum için açılan davada Danıştay 11 .Dairesi'nin 19.06.2007 gün ve E:2007/341 sayılı kararıyla Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerin ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar'ın 12.maddesinin 1.fıkrasında yer alan "Öğrencilerin sınava girmeleri kaydıyla" ibaresinin yürütmesini durdurmuş ve anılan kararında "Öğrenciler sınava/derse gelmese dahi bunun sorumluluğunun öğretmende olmadığını öğretmen sınav/ders için tüm hazırlıklarını yapmış olduğunu bu nedenle öğrenciler sınava girmese dahi ek ders ücretlerin ödenmesi gerekliliği bulunmaktadır" gerekçesine yer vermiştir. Bu gerekçe de anılan tarihlere ait ek ders ücretinin tarafıma ödenmemesinin hukuka aykırı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle anılan tarihlere ait ek ders ücretlerinin ödenmesi için gereğinin yapılmasını arz ederim. Tarih

Ad-soyad

Adres:

 

 

KURU EKMEK ZAMMINA HAYIR! SEFALET ÜCRETİNİ KABUL ETMİYORUZ
EK ZAM İSTİYORUZ!
Değerli basın ve kamuoyuna
Her gün gözümüzü iğneden ipliğe gelen zamlarla açıyor, derinleşen kriz ve pandemi nedeniyle nefes almanın bile zorlaştığı bir dönemden geçiyoruz…
Gericilik, kutuplaşma, kayyum politikaları, OHAL uygulamaları, pandemi, hayat pahalılığı, geçim derdi, işsizlik ve daha saymakla bitmeyecek sorunlar yumağı ile kuşatıldık…
Siyasal iktidar halkın, emekçilerin yaşadığı dertleri, sıkıntıları çözmek yerine attığı her adımda sorunlar yumağını büyütüyor. Acı reçete yine emekçilerin, yoksullaştırılan halkın payına düşüyor.
Milyonlarca kamu emekçisi, işçi, emekli çarşıda pazarda yaşanan gerçek enflasyonu TÜİK’in perdeleyen rakamlarıyla, sahte verilerle açlığa mahkûm edilmek isteniyor.
Son bir yıl içinde
doğalgaza %32,
elektriğe %31,
baklagillere %60,
peynire %27,
yumurtaya %80,
ayçiçeği yağına %50,
köprü ve otoyol geçiş ücretlerine %26 zam yapıldı.
Açlık sınırının 2.600, yoksulluk sınırının 8.600 TL’yi aştığı bugünün koşullarında sıra emekçilere gelince “kaynak yok” diyorlar.
Ama 5’li çeteye vergi muafiyetleri ve istisnalar adı altında bütçeden devasa paralar aktarırken kaynak sıkıntısı çekmiyorlar. Varlık affı, prim destekleri vb. adlarla sermayeye kaynak bulmakta zorlanmıyorlar.
“İtibardan tasarruf olmaz” diyerek Saray’a günlük 59 milyon TL bütçe ayırırken işini kaybedene günlük 39 TL’yi reva görüyorlar. İşsizler ordusuna her gün yeni on binler katılırken eş, dost, akrabalarını işe yerleştirmede adeta birbirleriyle yarışıyorlar.
Sevgili Kamu Emekçileri ve halkımız,
TÜİK verileri çok uzun süredir emekçi kesimlerin maaşlarını, ücretlerini baskılamanın, düşük maaş-ücret politikasının aracı haline getirilmiştir. Son olarak birkaç gün önce açıklanan işsizlik verileri de göstermektedir ki, TÜİK iktidarın politikalarını aklama ve yaşanan durumu gizleme görevi yapmaktadır. En çok işten atmaların yaşandığı bu dönemde dahi TÜİK’e göre işsizlik rakamlarında düşüş yaşanarak 12.7’ye gerilemiştir!
Ancak Ali Cengiz oyunları ile rakamlara takla attırmaya, Saray medyası aracılığıyla gerçek gündemleri unutturmaya, anti demokratik baskı politikalarıyla tepkileri önlemeye çalışsalar da, ‘asgari ücretliyi işçiyi, memuru, emekliyi enflasyona ezdirmedik’ nutukları atmaya devam etseler de artık mızrak çuvala sığmıyor. Sadece son bir yıl içinde ortalama kamu emekçisi maaşı ile alınan dolar 114 dolar, çeyrek altın 3 adet, gram altın ise 4,5 adet azalmıştır.
Sevgili Kamu Emekçileri ve halkımız,
Siyasal iktidarın memur kolları gibi faaliyet gösteren sözde konfederasyon ve bağlı sendikaları ise her defasında sahte enflasyon rakamlarının altına imza attıkları, kamu emekçilerinin hiçbir temel sorununu çözmedikleri mutabakatları “tarihi başarı” olarak yutturmaya çalışıyorlar.
Sonuçta hangi sendikanın üyesi olursa olsun kaybeden her defasında tüm kamu emekçileri ve emekliler oluyor!
Sevgili Kamu Emekçileri ve halkımız,
Biliyoruz ki, “artık bıçak kemiğe dayandı” diyorsunuz!
Biliyoruz ki, emekçilerin, yoksul halkın daha fazla dayanacak gücü kalmadı.
Biliyoruz ki, vatandaşlarımızın bizlere insanca yaşayacak bir maaşı dahi fazla görüp kendilerine en yükseğinden 5 maaş alanlara, bizlere kuru ekmek almaya yetecek % 3, kendilerine 3 asgari ücret tutarında artış yapanlara tahammülü kalmadı.
Sendikalı, sendikasız, KESK üyesi olsun ya da olmasın, tüm kamu emekçileri adına çağrıda bulunuyor, kamu emekçilerini hayat pahalılığına, adaletsiz vergi sistemine, yoksulluk, yolsuzluk ve israf düzenine karşı aşağıdaki asgari taleplerimiz etrafında örgütlenmeye ve mücadeleye çağırıyoruz:
Çoktan hükmünü yitiren, kamu emekçilerine 2021 yılı için %3 +%3 maaş artışı dayatılan “TOPLU SÖZLEŞME” derhal yenilenmeli, yeni toplu sözleşme yapılıncaya dek yaşanan gerçek enflasyon, satın alma gücümüzdeki azalma ve ekonomik büyüme oranları dikkate alınarak EK ZAM yapılmalıdır. Asgari ücret vergi dışı bırakılmalıdır. Birinci vergi dilimi %15 ten %10’a düşürülerek, yoksulluk sınırına kadar olan maaşlardan yapılan kesinti birinci vergi diliminde sabitlenmelidir. Emekçilerin sağlık, eğitim, gıda, barınma, giyim, elektrik, ısınma giderleri için ödediği vergiler gelir vergisi matrahından mahsup edilmelidir. Yoksulluk sınırı altında geliri olan hanelerin elektrik, doğalgaz, su, internet giderleri pandemi tehdidi tamamen ortadan kalkıncaya kadar Hazineden karşılanmalıdır.
Bebek maması, bebek bezi ve ekmek, süt ürünleri, elektrik, doğalgaz, su başta olmak üzere temel tüketim maddelerinde KDV sıfırlanmalıdır.
KESK Adana Şubeler Platformu Adına
Hüseyin KAYA
Eğitim Sen Adana Şube Başkanı
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yorum Yap
 
 
Paylaş
 
 


Kamu emekçileri ve emekliler gerçek enflasyonun yarattığı yoksullukla boğuşmaya devam ediyor. TÜİK yıllık enflasyon oranını %14.6 olarak açıkladı. Bu rakam çarşı, pazarın, günlük hayatın rakamı değil. Doğal gaza %32 elektriğe %31, baklagillerle %60, yumurta %80 ayçiçeği yağına %50 zam gelmişken gerçek enflasyon % 37 geçmiştir. Kamu emekçilerine yapılan zam TÜİK'in nasıl hesapladığı belli olmayan enflasyon oranı üzerinden yapılmıştır. Gerçek enflasyon ve sokağın enflasyonu bu değil, olamaz. Hiçbir inandırıcılığı yok. 2021 yılı toplu sözleşmesinde kamu emekçileri adına masaya oturan ve sefalet ücret artışına imza atan Memur-Sen’in kamu emekçilerini değil hükümeti kolladığı bir kez ortaya çıkmıştır. %7.3 lük zam artışı sefalet ve yoksulluk zammıdır. Ekonomik krizin her boyutuyla hissedildiği bu günlerde satın alma gücü azalan memurlar bir kez daha kuru ekmeğe muhtaç edilmiştir. Hükümetle memur-Sen’in yaptığı toplu sözleşme iptal edilmeli, kamu emekçileriyle yeni adil bir toplu sözleşme yapılmalıdır.
Kamu emekçileri ve emeklilerin maaşlarına gerçek enflasyon oranında zam yapılmalıdır. Ekonomik krizin etkileri oranında maaşlar artırılmalıdır. Vergi adaletsizliğine son verilmelidir. KDV kaldırılmalı, birinci vergi dilimi %15’de %10 düşürülmelidir. 3600 ek gösterge bütün kamu emekçilerini kapsayacak şekilde yasalaştırılmalıdır.

KESK olarak insanca yaşayacak bir ücret, hayat pahalılığına, yoksulluğa, yolsuzluğa ve israf düzenine karşı haklarımızı korumak için mücadeleye devam edeceğiz.


Hüseyin KAYA
Eğitim Sen Adana Şube Başkanı
KESK Adana Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü

Basına ve Kamuoyuna
Ortaokul ve liselerde seçmeli ders tercihleri 4 ile 22 Ocak tarihleri arasında yapılacaktır. Resmi anlamda uygulama seçmeli ders tercihi olsa da gerçekte ‘’Zorunlu seçmeli ders’’ şeklinde gerçekleşmektedir.

Seçmeli derslerin öğrencilerin ilgi, istek ve yeteneklerine göre seçilmesi gerekir. Öğrencilerin kişisel gelişimine destek olması, ayrıca bilişsel, duyuşsal ve sosyal gelişmelerine katkı sağlaması gerekir. Ne var ki seçmeli ders tercihleri okul idarelerinin siyasal tercihlerine ve buna uygun eğitim anlayışlarına uygun olarak gerçekleşiyor. Birçok seçmeli din dersleri idarecilerce tercih ediliyor. Vakıf, cemaat gibi çevre faktörleri de bu durumda etkili olmaktadır. Ayrıca sınava dayalı rekabetçi eğitim sistemimizde sayısal derslere öğrencilerimiz yönelmek zorunda kalmaktadır.

Pandemi döneminde öğrenciler okulda değildir. Öğrenciler adına idareciler seçmeli ders tercihinde bulunmamalıdır. Öğrenci ve velileri sürece dahil edilerek öğrencilerimizin istekleri ve ilgileri gözetilerek yapacakları tercihler yaşam bulmalıdır.

Eğitim Sen Adana Şube Yürütme Kurulu adına
Hüseyin KAYA
Şube başkanı 

Kovid-19 Salgınının En Yoğun Olduğu bu dönemde Öğretmenleri ‘Temel Kodlama Eğitimi Kursu’na çağırmak İnsan sağlığını tehlikeye atmaktır!  Salgının ciddi tehdit oluşturdu bu dönemde Genel Merkezin aldığı karar doğrultusunda seminere katılmak istemeyen üyelerimiz için dilekçe örneği hazırlanmıştır.

 

…………………………..OKULU MÜDÜRLÜĞÜ’NE

…….…./............

 

 

            Üyesi olduğum Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Merkez Yürütme Kurulu 31.08.2020 tarih ve 48 sayılı kararıyla

"31.08.2020 tarihinde Genel Başkan Feray Aytekin Aydoğan'ın başkanlığında toplanarak Covid 19 salgını kapsamında eğitim emekçilerine yönelik işlemler ve uygulamalar görüşüldü ve 1 Haziran 2021 tarihine kadar istek dışı verilen, görev tanımı ve meslekleri dışındaki, sağlıklarını riske sokacak, yasalarla kendilerine verilen görevlerle ilgisi olmayan görevleri sendika üyelerinin yerine getirmemesi ve sendika üyelerinin çalışma ortamlarında hayatlarını ve sağlıklarını riske sokacak ciddi ve yakın bir tehlikeye maruz kaldıklarında durumu görev yaptığı yerin müdürlüğüne bildirdikten sonra söz konusu tehlike ortadan kalkıncaya kadar söz konusu çalışma ortamında bulunmaması kararı alınmıştır. "

 

Bu karar nedeniyle tarafıma tebliğ edilen ‘Temel Kodlama Eğitimi Kursu’na Covid-19 salgınının yaygınlaşması nedeniyle bu dönemde yerine getirmeyeceğimden gerekli önlemlerin alınmasını arz ederim.…../…./2020

 

                                                                                             Ad-Soyadı

 

 

Adres:

 

 

 

Ek:

1- Merkez Yürütme Kurulumuz

31.08.2020 tarih ve 48 sayılı kararının örneği

2- Dilekçe Örneği