egitimsen

egitimsen

Haydi 1 Mayıs'a

Bir 1 kişi ve şunu diyen bir yazı 'YASASIN MAYIS Savaşa, Güvencesizliğe, Sömürüye, İşsizliğe, Yoksulluğa Karşı BARIŞI, UMUDU ve MÜCADELEYİ BÜYÜTÜYORUZ! Haydi Mitinge 1Mayis 2022 Pazar -Saat:15.00 Yürüyüş- Toplanma Yeri Kasım Gülek Köprüsü Kuzey Girişi MİTİNG Uğur Mumcu Meydanı Mustafa Özarslan Konsen Adana 1 Mayıs Tertip Komitesi DİSK KESK 1995 ODA tmmob TÜRK MİMAR BİRLİĞİ' görseli olabilir

Haydar Akın’a ve Destekçilerine Sesleniyoruz!
Bu Şekilde Eğitim Vermek Hakkınız da Haddiniz de Değildir!
Değerli Basın ve Kamuoyuna
Bursa Osmangazi Mithatpaşa Ortaokulu Müdürü Haydar Akın, okulda kız ve erkek öğrencilerin ayrı sıralarda oturtulması için öğretmenlere yazı göndermesinin ardından açığa alınmıştı. Ancak, siyasi iktidara yakınlıklarıyla bilinen Eğitim Bir Sen ve Türk Eğitim Sen Bursa şubeleri ile çeşitli cemaatlerin Haydar Akın’a destek açıklamaları yapmalarının ardından Haydar Akın görevine iade edildi.
Yaşanan bu durum sadece bir okul müdürünün değil, eğitim sisteminin bir bütün olarak tarikatların, cemaatlerin ve bunlara destek veren “eğitim” sendikalarının nasıl kontrolüne geçtiğini gözler önüne sermiştir. Öyle ki, hukuka uygun hareket etmek zorunda olan bir okul yöneticisi olan Haydar Akın’ın aleni biçimde hukuka, çocuk haklarına, anayasanın en temel hükümlerine, laik ve bilimsel eğitime meydan okuması göz göre göre ödüllendirilmiştir.
Hâlbuki ortada ağır bir suç bulunmaktadır. Ancak, her zulmün, her eşitsizliğin ve her haksızlığın karşısında dini kendisine kalkan etmeyi alışkanlık edinenler, bırakalım suçlarıyla yüzleşmeyi, her defasında daha cüretkâr eylem ve uygulamalara imza atmaktadır.
Bunun adı açık ve nettir! Türkiye’de Haydar Akın ve onun gibi cüretkâr yöneticiler, cemaat ve tarikatlar ile onlara destek veren tüm örgütler, laik ve bilimsel eğitimi un ufak etmeye çalışmakta, dolayısıyla da açıkça anayasal suç işlemektedir.
Eğitim Sen olarak, devletin tüm imkânlarını ellerinde tutan ve güçlünün yasasını hukuk sanan herkese bir gerçeği hatırlatmak istiyoruz! Hepinizi tek tek, isim sisim, örgütsel hafızamıza kazıyor, er ya da geç hukuk önünde hesap vereceğiniz günleri getireceğimizi bilmenizi istiyoruz!
Unutmayın ki, çocuklarımızı iğrenç fantezilerinizin nesnesi yapmanızı ve her çocuğun haklarıyla var olduğu gerçeğini yok saymanızı engellemek için tüm örgütlü gücümüzü seferber etmekten vazgeçmeyeceğiz!
Haydar Akın ve onun gibilere karşı Türkiye’nin dört yanında okul okul, sınıf sınıf tüm eğitim sistemini mercek altında tutmaktaki kararlığımızı ve çocuklarımızı karanlığınıza teslim etmemekteki irademizi göreceksiniz!
Bu ülkede yaşayan herkesin eşit değerde olduğu hakikatini sizlere öğreteceğiz!
Şube Yürütme Kurulu Adına
Hüseyin KAYA
Şube Başkanı
KHK’LAR GİDECEK BİZ KALACAĞIZ
Basına ve Kamuoyuna
 
Binlerce üyemiz keyfilikle karşı karşıya kalmıştır. “15 Temmuz’ 2016 yılından sonra çıkarılan KHK’lerle binlerce üyemiz, akademisyen ve kamu emekçisi ihraç edilerek işinden atılmıştır. İşimiz, ekmeğimiz, geleceğimiz, diplomalarımız, kazanılmış haklarımız, sendikal haklarımız hukuk tanımaz bir keyfilikle karşı karşıya kalmıştı. Bunlar KHK yapıcılarının insafına ve takdirine bağlı konular değildi. Bunlar ‘hak’tı. Kazanılmış hak ve hak kavramıyla keyfi biçimde oynayamazsınız. Darbe girişiminin ihalesini kamu emekçilerinin sırtına yükleyemezsiniz. İşimizle, ekmeğimizle oynayamazsınız”
 
“KESK'in darbelerle mücadele eden bir tarihi vardır. Darbe girişiminden sonra yaşananlar, siyasi iktidarın tutumunu net olarak ortaya çıkardı. Çıkarılan bir KHK ile konfederasyonumuz KESK'e yönelim de iyice açığa çıktı. Birçok üyemiz kamudaki görevlerinden ihraç edildi ve bu ihraçlara ilişkin hiçbir gerekçe gösterilmedi. İhraç edilen kamu emekçileri ile beraber aileleri de cezalandırılmak istendi.
OHAL KHK’leri ile kamudan ihraç edilen Emekçilerin sadece 4760’i KESK üyesidir. Adana genelinde 62 KESK üyesi ihraç edilmiştir. OHAL Komisyonu kararı ile 30 üyemiz göreve iade edildi. Bizler kamu görevinden çıkarılacak kişilerin ancak hukuki deliller temelinde bu cezaya çarptırılabileceğinin bir kez daha altını çizmek isteriz. Darbe sonrası ilan edilen OHAL rejiminin puslu havasından yararlanarak Türkiye’nin demokrasi, emek ve barış yanlısı akademik geleneği ile hesaplaşmak isteyen idarecileri uyarıyoruz. Demokrasiyi ve hukuku rafa kaldıranlar şunu iyi bilsinler ki demokrasi ve hukuka en fazla onların ihtiyacı olacak.
Bilindiği üzere ihraç sayısının en fazla olduğu illerden biri de Adana’dır. İhraç edilen hiç bir üyemizin İdari ve adli soruşturması yoktur. Bunun yanı sıra adil yargılanma hakkı tümüyle ihlal edilmektedir.
Bu süreçte Sendikamız, tüm örgütlü gücüyle ihraç edilen üyelerimizin maddi ve manevi olarak yanında olmuş başından beri hukuki sürecin takipçisi olmuş ve olmaya da devam edecektir. Bizler tüm haklarımızla birlikte geri döneceğimizi biliyoruz.
Bir 9 kişi, ayakta duran insanlar, açık hava ve şunu diyen bir yazı 'KHK'I lar GİDECEK BİZ KALACAĞIZI ADANA HK LAORU ADANA ADANA KHK'LAR GİDECEK BİZ KALACAĞIZ!' görseli olabilir
 
Örgütlü mücadelemizle bu süreci takip edeceğimizi, demokrasi güçleri olarak aynı ciddiyetle direneceğimizi ve mücadeleyi yükselteceğimizi belirtiyoruz. Bilinmelidir ki biz kamu emekçileri; din, dil, ırk, mezhep, cinsiyet gibi farklılıkları bir kenara bırakarak insanların sağlığı ve yaşaması için gecesini gündüzüne katanların hukuksuz bir şekilde, kendilerini savunma hakkı tanınmadan kamu alanından ihraçlarını kabul etmeyeceğiz.
OHAL komisyonu hak dağıtmaktan çok oyalama komisyonu görevi görmektedir. Geçen bunca yıla rağmen halen birçok KESK üyesi KHK’lerin dosyasının görüşülmemesi bunun göstergesidir. Dosyaların biran önce görüşülmesini, gerçek adaletin sağlanması için bağımsız mahkeme kararlarının yaşam bulmasını istiyoruz.
 
Kamu emekçilerinin işten atılma riski halen devam ediyor. OHAL döneminde çıkarılan geçici 35. Maddeye göre kamu emekçileri işlerinden, ekmeklerinden olmaya devam ediyor. OHAL kaldırıldıktan sonra yaklaşık 13 bin kamu emekçisi 35. Madde gereği ihraç edildi. 35.maddenin 3 yıl sonra uygulanmaması gerekirken, siyasi iktidarın önerisiyle TBMM alınan kararla 1 yıl daha uzatıldı. Bu da gösteriyor ki siyasi iktidar muhalif kamu emekçilerinin üzerinde ihraçları "Demokles’in kılıcı" gibi kullanacaktır. Buradan sesleniyoruz, OHAL'in bütün olumsuzlukları son bulmalıdır. Demokrasi, hukuk ve adalet inşa edilmelidir.
Bir 6 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava görseli olabilir
 
Sözün bittiği değil, değerli olduğu yerden sesleniyoruz! Hak, hukuk, adalet mücadelesine söz vermiştik, bu sözümüzü tutacağız. Barış, özgürlük ve demokratik haklarımız için mücadelemize devam edeceğiz.
 
KESK Adana Şubeler Platformu Adına
Hüseyin KAYA
Eğitim Sen Adana Şube Başkanı
Bir 12 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava görseli olabilir
KÖY ENSTİTÜLERİ’NİN 82. KURULUŞ YIL DÖNÜMÜNÜ KUTLUYORUZ!
 
Türkiye’nin ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişiminde belirleyici roller oynayan ve 17 Nisan 1940 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un önderliğinde kurulan Köy Enstitüleri’nin 82. kuruluş yıl dönümünü kutluyoruz.

82. Kuruluş Yıldönümünde Düziçi Köy Enstitülerin ziyaret ettik.

Eğitim Sen olarak, 82. yılını kutladığımız Köy Enstitüleri’nin ilerici, demokrat ve aydınlanmacı geleneğine sahip çıktığımızı bir kez daha ifade ediyor, Köy Enstitüleri tarafından hayata geçirilmeye çalışılan toplumcu ve aydınlanmacı eğitim felsefesinin tüm eğitim kurumlarında uygulanması için mücadelemizi sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz.
 
 
 
 
 
 
Bu Düzen Böyle Gitmez!
Birlikte Değiştireceğiz Birlikte 1 Mayıs'a
 
Ekonomik kriz, işsizlik, zamlar, pandemi, borçlanma derken ülkemizde insanca yaşamak bir yana hayatta kalmak bile her gün zorlaşıyor.
Bu düzen toplumun işini, aşını geçimini ve sağlığını korumuyor, aksine tehdit ediyor,
 
Bu düzenin çarkları, dünyanın tüm değerlerini ve güzelliklerini üreten bizleri, işçileri, emekçileri, kamu emekçileri, mühendisleri, mimarları, hekimleri, avukatları, aydınları, akademisyenleri, sanatçıları, gençleri, kadınları, emeklileri, emekli dahi olamayanları ezdikçe eziyor.
 
Bu düzenin çarkları, zengini daha zengin etmek, bankaların kasalarını doldurmak, şirketleri ihalelerle beslemek üzere kurulmuş
Bu düzenin çarkları sermayeye sömürecek ucuz emek, yağmalanacak doğa, talan edilecek kentler yaratmak üzere dönüyor.
Halk işsizlikle, açlıkla, yoksullukla, artan borçlarla salgınla mücadele ederken 20 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarı ülkenin tüm kaynaklarını, bir avuç patronu ve ayrıcalıklı zümreyi korumak için seferber etti etmeye devam ediyor.
Bir 8 kişi ve ayakta duran insanlar görseli olabilir
 
Halk işe, ekmeğe, insanca bir yaşama olduğu kadar demokrasi, adalet ve hukuka da aç. Bu düzen yurttaşların hakkını, hukukunu çiğniyor, adaletsizliği büyütüyor.
Halkın gerçeği ile bir avuç ayrıcalıklı kesimin gerçeği arasındaki fark, tek sesli medyanın propaganda yayınlarıyla perdelenmek isteniyor. Üstü örtülemeyen hakikate dair çığlıklar, baskı ile, şiddet ile, sansür ile, zor ile bastırılmak isteniyor, Hakkını arayan ve gerçekleri söyleyen herkes bu düzenin hukuk dışı zorbalıklarıyla karşı karşıya kalıyor.
Bu düzenin devamı için demokrasinin son kırıntıları bile ortadan kaldırılıyor. Demokratik hak olarak elde kalan tek hakkımız olan seçme ve seçilme hakkımıza dahi el uzatılıyor.
Bu düzen mağdur ettiği milyonları bölüp parçalayarak yönetmek gibi tehlikeli bir yönteme başvuruyor. Sürekli olarak iç ve dış düşman yaratılıyor Yukarıdan aşağıya kışkırtılan şovenizm, cinsiyetçilik, ırkçılık, mezhepçilik ve savaş politikaları bu düzenin yarattığı krizi yönetmenin bir yolu olarak ülkemizin ve halkın geleceğini tehdit ediyor.
 
Bu düzen böyle gitmez. Halkı yoksulluğa, açlığa, işsizliğe, borçluluğa ve güvencesizliğe mahkûm eden bu akıl dışı düzen Türkiye'nin sırtında bir yüktür. öte yandan 20 yıldır ülkeyi yönetenler ve tüm yetkileri tek kişide toplayanlar sorumluluktan kaçamaz. Ülkenin kanayan sorunlarını kendi dışındaki herkese ve her şeye bağlayan bir yönetim anlayışına artık yeter diyoruz.
 
Gün şikâyet etme günü değildir. Biz tüm sömürülenler, yoksullaşanlar, ezilenler olarak bu düzeni değiştirme, 82 milyonun insanca yaşayacağı bir ülkeyi inşa etme gücümüz var.
1 Mayıs, İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma günü ülkenin dört bir yanında gücümüzü ve coşkumuzu meydanlara taşıdığımız bir gün olacaktır.
 
Biz aşağıda imzası bulunan emek ve meslek örgütleri olarak 1 Mayıs Birlik Mücadele ve Dayanışma Gününe giderken birlikte değiştirme irademizi işyeri işyeri, sokak sokak, meydan meydan örgütleyeceğimizi, Türkiye'nin dört bir yanında 1 Mayıs meydanlarında omuz omuza olacağımızı ilan ediyor, emekten, barıştan, demokrasiden, eşitlikten, özgürlükten yana olan herkesi 1 Mayıs meydanlarında buluşmaya çağırıyoruz.
 
 
DİSK • KESK • TMMOB • ADANA TABİP ODASI • ADANA BAROSU
 
Bir şunu diyen bir yazı 'MAYIS YASASIN Savaşa, Güvencesizliğe, Sömürüye, İşsizliğe, Yoksulluğa Karşı BARIŞI, UMUDU ve MÜCADELEYİ BÜYÜTÜYORUZ! Haydi Mitinge 1Mayis 2022 Pazar -Saat:15.00 Yürüyüş- Toplanma Yeri Kasım Gülek Köprüsü Kuzey Girişi MİTİNG Uğur Mumcu Meydanı Adana 1 Mayıs Tertip Komitesi DISK M KESI 1995 tmmob TÜRK ÜHENDİS MIMAR ODALAR BİRLİĞİ' görseli olabilir
KHK’lar Gidecek Biz Kalacağız!
 
Değerli Basın ve Kamuoyuna
Bilindiği üzere; KHK’lar eliyle resmi rakamlara göre 125.678 kamu görevlisi ihraç edildi. Haksız, hukuksuz şekilde KESK üyesi 4.270’i OHAL KHK’larıyla, 431’i bu süreçteki Yüksek Disiplin Kurulu kararlarıyla ve 81’i 375 sayılı 15 Temmuz darbe girişimi üzerindeki sis perdesi yeterince dağılmamış olsa da girişim bahane edilerek hayata geçirilen 20 Temmuz sivil darbesinin neyi amaçladığı aradan geçen süre içinde tümüyle netleşmiştir.
KHK’nın geçici 35. Maddesi ile olmak üzere KESK’e bağlı sendikalardan toplam 4.781 arkadaşımız ihraç edilmiştir. KESK’li ihraçlarından 1097’si görevlerine iade edilmiş, 1583’ünün göreve iadesi ise ret edilmiş olup gerisi OHAL İşlemlerini İncelemeleri (!) komisyonunda beklemektedir. Adana’da ise ihraç edilen 62 arkadaşımızdan, 30’u görevine iade edilmiş, 15’inin göreve iade talebi ret edilmiş ve 17 kişiye ait dosya ise Komisyonunda beklemektedir.
 
İktidar, ilk aylarda ihraçlara yönelik tüm itiraz yollarının kapalı olduğunu açıkladı. Darbe dönemlerinde dahi görülmeyen bu uygulamaya içeride ve dışarıda itirazlar yükselince ve AİHM’e on binlerce başvuru yapılınca bir oyalama mekanizmasına ihtiyaç duyuldu. Bunun üzerine iktidar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesini de hukuksuzluğuna ortak ederek İhraçlarla anayasal ve uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınmış çalışma hakkı gasp edilmiştir.
Bir ‎14 kişi, ayakta duran insanlar, açık hava ve ‎şunu diyen bir yazı '‎اله KESK 1995 ADANA KHK'LAR GİDECEK BİZ KALACAĞIZ!‎'‎‎ görseli olabilir
 
Pasaportlarına el konularak seyahat hakları, eğitim hakları engellenerek eğitim görme hakları, bankaların hesap dahi açtırmak istememesi, çalışma ruhsatlarının ve diplomalarının kısıtlanması, sigorta şirketlerinin ihraç edilenlere ödeme yapmaması gibi baskılarla Medeni Kanundaki temel haklar dahi gasp edilmiştir. Oyalama diğer faşizan, hukuk dışı politikalarla da birleşerek işkenceye, cezalandırmaya dönüştürülmüştür. Dört bir yandan kuşatmaya dönüştürülen bu cezalandırma politikası nedeniyle insanlar yaşamlarını yitirmiş, ağır hastalıklara yakalanmış, tedavi olanağı dahi bulamamışlardır. Yurtdışında tedavi görenler pasaport yasağı nedeniyle gidememiş, hastalıkları ilerlemiş, yaşamlarının geriye kalan kısmını yatağa bağımlı halde geçirenler olmuştur.
Bütün bu olumsuzluklara rağmen Komisyonun görev süresi uzatıldıkça uzatıldı.
 
Aradan 5,5 yıl geçti. Buna rağmen hala 5250’si kamu görevlisi olmak üzere 6080 dosya karara bağlanmayı bekliyor. Komisyonun verdiği kararlarda ret oranı %87,3’tür. Bu oran barış imzacısı akademisyenlerin açıklanan dosyalarında ise % 100’dür. Bu oranlar bile komisyonun idari bir mekanizma olduğunu, iktidarın noteri gibi hareket ettiğini doğrulamaktadır.
OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun çalışma tarzında olduğu gibi bu komisyonlarında da hangi tarihte, ne tür bilgi ve belgeleri incelediği, ne tür kanıtlara dayanıldığı, “kanıta” dayalı değerlendirme sonucu üyelik mi, mensubiyet mi, iltisak mı, yoksa irtibat mı tespit edildiği belirtilmemektedir. Aileleriyle birlikte yüzbinlerce insanın, anayasal haklarının ellerinden alınarak açlık ve sefalete mahkûm ettirilerek biat ettirilmeye çalışılması aynı zamanda insanlık suçudur. Bu suça iktidar, OHAL Komisyonu üyeleri ve iktidarın ihtiyacına uygun raporlar hazırlayan yerel kamu idarecileri ortaktırlar.
Değerli Basın Emekçileri, Değerli Mücadele arkadaşlarım,
Bir 8 kişi, ayakta duran insanlar, açık hava ve şunu diyen bir yazı 'KESK KHK'LAR GİDECEK 1995 BİZ KALACAĞIZ! ADANA' görseli olabilir
 
Bu nedenle buradan bir kez daha çağrıda bulunuyoruz: Hukuka ve uluslararası sözleşmelere aykırı, etkin olmayan, denetlenemeyen, kendisini anayasa ve yasalar üstü gören, hükümetin bir organı gibi çalışan ve idari bir mekanizma olan OHAL Komisyonu derhal lağvedilmelidir. Haklarında memuriyeti engelleyen herhangi bir kesinleşmiş yargı kararı bulunmayan, hukuken suç olmayan gerekçelerle ihraç edilen tüm kamu görevlileri bütün haklarıyla birlikte derhal görevlerine iade edilmedir. Hukuksuz ihraçlardan dolayı mağdur olan tüm kamu emekçilerinin maddi, manevi hak kayıpları karşılanmalıdır. Mağdur olan ihraç kamu emekçilerinin mağduriyet giderilinceye ve hukuksuz ihraç edilen tüm kamu emekçileri görevlerine iade edilinceye kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.
 
BİZ KAZANACAĞIZ, GERİ DÖNECEĞİZ!
KESK Adana Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü
Hüseyin KAYA
Eğitim Sen Adana Şube Başkanı

Köy Enstitüleri’nin 82. Kuruluş Yıl Dönümünü Kutluyoruz!

Adana Geçinemiyoruz Oluşumu Atatürk parkında “GEÇİNEMİYORUZ” konulu basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı platform adına KESK Adana Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Eğitim Sen Adana Şube Başkanımız Hüseyin KAYA gerçekleştirdi.
 
GEÇİNEMİYORUZ
 
Basına ve Kamuoyuna
Ekonomik krizi biz işçiler ve emekçiler yaratmadık, faturasını da biz ödemeyeceğiz. Yüksek enflasyon, yüksek döviz kuru, iç ve dış borç faizleri, üretime dayanmayan bir ekonomi, sermaye sınıfının ve yandaşların korunduğu, beslendiği sistemde artık geçinemiyoruz.
 
“Geçinemiyoruz’’, zamlara artık yeter, pahalılığa, yoksullaşmaya, işsizliğe, güvencesizliğe, açlığa artık yeter demek için buradayız. Türkiye tarihinin en büyük ekonomik krizlerinin birini yaşıyoruz. İktidar emeğe, emekçilere, çiftçilere, esnafa, kadınlara, gençlere, halka karşı adeta ekonomik darbe yapıyor. Halk olarak her gün yeni zamlara uyanıyoruz, zam haberlerine yetişemiyoruz. Hayat pahalılığı aldı başını gidiyor. Artan enflasyon karşısında emekçilerin maaşları her geçen gün eriyor. TÜİK’e göre yüzde 60’larda olan enflasyon, bağımsız araştırmacılara ve yaşam gerçeğimize göre yüzde 120 civarındadır. Temel ihtiyaçlarımızı karşılayamaz hale geldik. Ev kiralayamaz, kiraladığımızı da ödeyemez olduk. Bin bir emekle büyüttüğümüz çocuklarımız barınacak yurt bulamıyor. Okullarından mezun olanlarsa iş bulamıyor. Nüfusun büyük bölümü insanca yaşam koşullarının çok uzağında, açlık sınırında yaşam mücadelesi veriyor. Yaşanan krizin iktidarın bilinçli bir tercihi olduğu ilk ağızdan itiraf ediliyor. İktidar çevresi ve bir avuç vurguncu, fırsatçı, rantçı kapitalist dışında hepimiz kaybediyoruz.
Bir 6 kişi, ayakta duran insanlar, açık hava ve ağaç görseli olabilir
 
Bizler iktidarın uyguladığı ekonomik program sebebiyle bilinçli bir şekilde yoksullaştırılıyorken bir kesim, uygulanan bu politika sayesinde servetine servet katıyor. Bize soğan ekmekle yaşam sürdürmemiz salık veriliyor, kaynak yok deniliyor ama bize olmayan kaynaklar hazine garantili KOİ projeleri aracılığıyla yandaş müteahhitlere gidiyor. Bize olmayan kaynaklar çocuklarımızı istismar eden, boğazını kesen dinci gerici vakıflara ve cemaatlere gidiyor. Bize açlık sınırına dayanmış bir maaş bile çok görülürken, kaynaklar birkaç maaş birden alan iktidarın bürokratlarına, eşe-dosta, milyonluk arabalarda pudra şekeri partisi yapan çocuklarına gidiyor! Bize olmayan kaynaklar, silahlanmaya savaşa gidiyor. Biz fakirleşirken onlar zenginliklerine zenginlik katıyor. Bir avuç azınlık dışında artık kimsenin dayanacak gücü kalmadı. Nefes alamaz hale geldik. Bıçak kemiğe dayandı. Sözde zam verdik algısı yaratmanıza, yalanlarınıza, dini değerleri kullanarak toplumu yanıltmanıza kanmayacağız.
Bir 11 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava görseli olabilir
 
TALEPLERİMİZ
 
• Maaşlarımıza hemen insanca yaşayacak zam istiyoruz.
• A’dan Z’ye her şeye gelen ve gelecek olan zamların işaret fişeği olan enerji ve akaryakıt zamlarının geri çekilmesini enerji dağıtım şirketlerinin kamulaştırılmasını istiyoruz.
• Elektrik, su, doğalgaza gelen zamların daha fazla gecikmeden geri alınmasını istiyoruz.
• Ulaşım, su gibi temel kamu hizmetler üzerindeki ağır maliyetleri oluşturan elektrik, doğalgaz ve akaryakıt üzerindeki ÖTV ve KDV sıfırlansın.
• Temel tüketim maddelerindeki KDV tamamen kaldırılsın.
• Artık topluma ağır bir yük haline gelen Kamu Özel İş Birliği Projeleri, Döviz Garantili İhaleler sonlandırılsın.
• Kamu emekçilerinin kayıpları giderilsin, biz kamu emekçilerine yoksulluğu dayatan göstermelik toplu sözleşme yerine, grev hakkımızı içeren gerçek bir Toplu İş Sözleşmesi için Toplu Sözleşme Masasının zaman kaybetmeden yeniden kurulmasının önü açılsın.
• Tüm emeklilere asgari ücretin üzerinde insanca yaşayacağı bir ücret ödenmesini istiyoruz.
• EYT sorunu seçim malzemesi yapılmadan bir an önce çözülsün istiyoruz.
• 3600 ve 7200 ek gösterge bütün kamu emekçilerine ayırımsız verilsin istiyoruz.
• Kamuda kadrolu istihdam istiyoruz! Sözleşmeli kamu emekçilerinin derhal kadroya geçirilmesini istiyoruz.
• Parasız, kamusal eğitim ve sağlık istiyoruz.
• Hayatın her alanında adalet istiyoruz.
• Sağlıkta şiddetin son bulmasını ve Covid-19’un herhangi bir kıstasa bağlanmadan meslek hastalığı sayılmasını istiyoruz. Mülakat değil, liyakat istiyoruz.
• Kadın cinayetlerinin önüne geçilmesi için İstanbul sözleşmesinin etkin bir şekilde hayata geçirilmesini istiyoruz. Nafaka hakkına dokunulmamasını istiyoruz.
• Eşitlik, özgürlük, laiklik, adalet ve barış istiyoruz.
Bir 8 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava görseli olabilir
 
Ülkenin dört bir yanında geçinemeyenler sokaklarda, iş yerlerinde, akaryakıt istasyonu kuyruklarında, belediye ekmeği kuyruklarında, fatura ödeme merkezleri önünde geçim derdini dile getiriyorlar. Geçinemeyenlerin öfkesini, itirazını taşımak için Atatürk Parkında bir araya geldik, birbirimizden aldığımız gücümüzle, inancımızla isyanımızı 1 Mayıs’ta sokaklara, meydanlara taşıyoruz.
Bugün buradayız, birlikteyiz. Dayanışma gücümüzle aynı kararlılıkla 1 Mayıs'ta alanlarda olacağız işçi sınıfının "BİRLİK / DAYANIŞMA VE MÜCADELE " gününe daha güçlü bir katılımla 8 Martta kadınların kararlı örgütlülüğü, 2022 Newroz gücü ve iradesiyle işçi sınıfını kendisini var ettiği birlik dayanışma ve mücadele gününde olacağız . Biz emekçiler ve ezilenler tüm gücümüz ve kararlılığımızla haykıracağız;
 
HAKLIYIZ, MUTLAKA KAZANACAĞIZ, UMUDU GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ.
ADANA GEÇİNEMİYORUZ OLUŞUMU