egitimsen

egitimsen

KESK Adana Kadın Meclisi; Kadınlar Güvenceli ve Sendikalı Çalışmak İstiyor

Eğitim Sen Adana Şubesi ve Çukurova Üniversitesi Öğretim Elemanları Derneği, bir açıklama yaparak "Eğitim ve öğretimde yaşanan sorunları çözün" dedi.

Eğitim Sen Adana Şubesi ve Çukurova Üniversitesi Öğretim Elemanları Derneği, "Eğitim ve öğretimde yaşanan sorunları çözün" diyerek, Eğitim Sen Adana Şube binasında basın açıklaması yaptı.

Pandemi ile geçen iki buçuk yılda Eğitim Sen olarak önerdikleri hiç bir önlemin bu süre boyunca alınmadığını aktaran Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Hüseyin Kaya, okullara gerekli ödeneklerin ayrılmadığını, yeterli sayıda yardımcı hizmetli görevlendirmediği için hijyen sorunu yaşandığını ve Milli Eğitim Bakanlığının okulların ihtiyaçları için velilerden para topladığını ifade etti.

HİÇ BİR EKSİK TAMAMLANMADI

Okulların ek derslik ihtiyacının karşılanmadığını dile getiren Kaya," Sınıf mevcutlarının kalabalık oluşu, bir çok okulda maske, hijyen malzemesi eksikliği, havalandırmada yaşanan sorunlar, zamanında yapılmayan tadilat nedeniyle farklı iki okulun birleştirilmesi, pansiyonlu okullarda koşulların toplu yaşamaya uygun hale getirilmemesi, servis gibi taşıma araçlarında gerekli düzenlemeler yapılmamış,  yardımcı hizmetli eksikliği, okullara gerekli ödeneklerin verilmemesi vb sorunlar halen yaşanmaya devam ediyor" dedi.

"MEB VELİLERDEN PARA TOPLAMAYA DEVAM ETTİ"

MEB okulların ihtiyaçlarını veliler üzerinden karşılamayı amaçladığını söyleyen Kaya, "Bu yönde velilerden para toplanmaya devam edilmiştir.MEB Öğrencilerimiz ve eğitim emekçileri psikososyal açıdan desteklememiştir. Sınıflar seyreltilmemiş, ders süreleri 30 dakikaya düşürülmemiştir. Okul öncesi öğretmenlere teneffüs hakkı tanınmamış, 50 dakika olan ders süreleri kısaltılmamıştır. Yeni öğretmen alımları beklenen sayının çok altında kalmıştır. Okullarda tuvalet, lavabo, pencere sayıları artırılmamıştır" dedi.

"MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK"

Öğrencilerin bir önceki yıl müfredata yönelik bilgi eksikliği ile öğretim yılına başladığını aktaran Kaya, "Boşa geçen bir buçuk yıl var ortada. Bir önceki ders konularının öğrenilmemiş olması, devam ettikleri üst sınıftaki başarılarını da olumsuz etkilemektedir.  Öğrencilerin girecekleri LGS, TYT, AYT gibi sınavlarda bu öğrenmedikleri konulardan, sorumlu olacakları düşünüldüğünde, bu durum telafisi olmayan eşitsizliğe ve adaletsizliğe neden olacaktır. Eğitim emekçileri olarak MEB’i bu durumu görmeye çağırıyoruz. Bu olumsuzluğun telafi edilmesi için, gerek geçmiş döneme ait müfredatın, gerekse bu yıl ki müfredatın sadeleştirilmesi ve telafi eğitiminin verilmesi Gerekmektedir"dedi. Okulların açık kalması için ve okulların kapalı kaldığı dönemde, yaratılan eşitsizliğin telafi edilmesini isteyen Kaya, "Eğitim Sen olarak nitelikli, kamusal, parasız, anadilde, laik bilimsel ve demokratik eğitim mücadelemiz devam edecektir" şeklinde konuştu.

"ÜNİVERSİTENİN EN ÖNEMLİ SORUNU TEMİZLİK"

Çukurova Üniversitesi Öğretim Elemanları Derneği Başkan Yardımcısı Oya Katırcı, üniversitelerde yaşanan sorunlarla ilgili  konuştu. Katırcı, hiçbir önlem alınmaksızın, pandemi öncesi dönemle aynı koşullar içinde, yüz yüze eğitim sürecine geçildiğini belirtti.

Üniversitede özellikle temizlik personeli açığının had safhada olduğunu ifade eden Katırcı, "Bu nedenle üniversitenin en önemli sorunu temizlik sorunu. Temizlik personeli sorunu rektörlük nezdinde dile getirilmiştir. Ancak henüz somut bir gelişme görülmemiştir. Temizlik en önemli sorundur. Bunun yanı sıra sınıfların havalandırılmasının yaklaşan kış döneminde daha büyük bir sorun teşkil edeceği görülmektedir.

Özellikle penceresiz sınıflarda ders işlenmemesi pandemi riskini artırmaktadır" dedi.

"ÖĞRENCİLER RİSK ALTINDA ULAŞIM SAĞLIYOR"

Ulaşımda öğrencilerin risk altında olduğu anlatan Katırcı, "Trafik sıkışıklığının yanı sıra öğrencileri üniversiteye ulaştıran toplu taşıma araçlarında önlemlere riayet edilmemesi ve araçların içindeki insan kalabalığı pandemi riskini artırmaktadır. Ayrıca yemekhanelerde büyük kuyruklar oluşmaktadır" dedi.  Bütün bu sorunların üniversite yönetimine iletildiğini dile getiren Katırcı, "Sorunlar dile getirilmiş ve çözümü için öneriler sunulmuştur. Ancak tüm sorunlar devam etmektedir ve gerekli önemlerin alınmaması durumunda kışa girdiğimiz bu dönemde sorunların çözülmek bir yana giderek  artacağından endişe ediyor ve sorumluları acilen göreve davet ediyoruz" ifadelerini kullandı.(Adana/EVRENSEL)

Eğitim Sen Adana Şube Kadın meclisinin hazırladığı kadın dayanışma ve tanışma çayı çok güzel ve coşkulu geçti. Eğitim Sen Genel Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım'ın katılımıyla gerçekleştirilen etkinliğe kadınlar büyük bir ilgi gösterdi. Vardık varız ve var olacağız. Yaşasın Kadın dayanışması yaşasın Eğitim Sen

 

 

Öğretmene yapılan saldırıyı şiddetle kınıyoruz.
 
Basına ve Kamuoyuna,
Okullarda yaşanan bu tür şiddet olaylarının arkasında öğretmenlik mesleğini rencide edici yaklaşımların ve siyasiler tarafından her fırsatta kullanılan şiddet dilinin etkisi büyüktür.
Milli Eğitim Bakanlığının uygulamış olduğu yanlış politikalar ve toplumu yanlış yönlendirmesi sonucu öğretmenlik mesleği her geçen gün itibarsızlaşmaktadır.
Öğretmenlik, toplumun gözünde itibarını kaybettikçe öğretmenlere yönelik saldırılar ve şiddet de artar durumdadır. Türkiye genelinde gün geçmiyor ki öğretmenlere yönelik yeni bir saldırı haberi ile karşılaşmayalım. En son örneğini, 23 Ekim Cumartesi günü Adana'da yaşadık.
 
Motorlu taşıtlar direksiyon sınavında görevli olan arkadaşımız Gazi UZUN, dün 8, 9 kişinin saldırısına maruz kalmıştır.
Sınavda başarısız olan bir aday, öğretmen arkadaşımızdan kendisine yeni bir hak daha verilmesini talep etmiş; arkadaşımız bu talebi reddedince sınava giren kişi ve yakınları tarafından saldırıya uğramıştır. Arkadaşımız, şu anda evinde gözlem altındadır.
 
Öğretmenlere yönelik saldırının bu kadar rahat gerçekleşmesi şüphesiz ki, eğitimin sınav endeksli olması ve sınavların da piyasaya açılmış olmasındandır. Sınavda başarısız olan bir öğrencinin, piyasacı anlayışla sınavın tekrarını istemesi ve bu isteğinin kabul görmemesi üzerine öğretmene saldırıyı kendinde bir hak olarak görmesi yıllardır süren yanlış politikaların bir sonucudur.
Öğretmen arkadaşımıza yönelik şiddeti asla kabul etmiyoruz.
Arkadaşımıza şiddet uygulayan kişilerin en kısa sürede cezalandırılmasını bekliyoruz. Şunu da ifade etmek istiyoruz ki, Milli Eğitim Bakanlığının eğitimi piyasa açması ve ticari bir mantıkla yönetmesi devam ettiği sürece öğretmenlere yönelik saldırılar sürecektir.
 
Milli Eğitim Bakanlığını öğretmenlerin saygınlığını arttıracak politikalar üretmeye, eğitimin piyasacı değil nitelikli, kamusal bir hak olduğu anlayışını topluma kazandırmaya davet ediyoruz.
Arkadaşımıza saldıran kişilerin en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyoruz. Eğitim-Sen Adana Şube olarak arkadaşımıza yapılan şiddetin takipçisi olacağız.
 
Hüseyin KAYA
Eğitim Sen Adana Şube Başkanı

Sendika üyelerimizin 2021-2022 Eğitim – Öğretim yılında; ikinci nöbet,  istekleri dışında verilecek görevlendirmeler, görev tanımlarına uymayan ve zorunlu tutulan görevleri yapmamalarına v.b. durumlara ilişkin Merkez Yürütme Kurulumuzun aldığı karar ekte sunulmuştur.

…………………………..OKULU MÜDÜRLÜĞÜ’NE

…….…./............

 

Üyesi olduğum Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Merkez Yürütme Kurulu 31.08.2021 tarih ve 44 sayılı kararıyla

Sendika üyelerimizin 2021-2022 Eğitim – Öğretim yılında; ikinci nöbet,  istekleri dışında verilecek görevlendirmeler, görev tanımlarına uymayan ve zorunlu tutulan görevleri yapmamalarına v.b. durumlara ilişkin Merkez Yürütme Kurulumuzun aldığı karar

1) Anayasa'da tanımlanan angarya yasağının ihlali niteliğinde, sendikamız üyesi öğretmenlerin mesai saatleri dışında resen görevlendirildikleri hizmet içi eğitimlere, kurslara, seminerlere ve protokoller ve projeler kapsamında yapılacak etkinliklere 2021-2022 eğitim-öğretim yılı sonuna kadar katılmamaları kararı alınmıştır.

2) Öğretmenlere istekleri dışında verilen ev ziyaretleri ve eğitim koçluğu gibi görev tanımlarıyla uygun olmayan ve hukuka aykırı görevlendirmelerin 2021-2022 eğitim-öğretim yılı sonuna kadar yerine getirilmemesi kararı alınmıştır.

3) Sendikamız üyesi öğretmenlere aynı hafta içerisinde verilecek ikinci ve daha fazla nöbet görevlerinin 2021-2022 eğitim-öğretim yılı sonuna kadar yerine getirmemesi kararı alınmıştır.

4) Sendikamız üyesi öğretmenlere, kendi okulları dışında resen verilen pansiyon nöbetlerinin 2021-2022 eğitim-öğretim yılı sonuna kadar yerine getirilmemesi kararı alınmıştır.

5) Öğretmenlerin nöbet görevleri arasında yer almayan ancak yapmaya zorlandıkları okul servis araçlarının plakalarının not edilmesi, servis aracı sürücüsünün ve servis aracının kontrol edilmesi; öğrencilerin servis aracından inmesi ve binmesine nezaret edilmesi ve servis araçlarının gelmesine kadar geçen süre içerisinde öğrencilerle beraber beklenmesi şeklinde okul idarelerince verilen görevlerin sendikamız üyesi öğretmenlerce 2021-2022 eğitim-öğretim yılı sonuna kadar yerine getirilmemesi kararı alınmıştır.

6) Mesleki ve Teknik Eğitim Kurumlarında her eğitim-öğretim yılında doldurulan "Öz Değerlendirme Formlarının” 2021-2022 eğitim-öğretim yılı boyunca sendikamız üyesi öğretmenlerce doldurulmaması karan alınmıştır.

7) Kişisel verileri içeren, öğretmenlerin görev tanımı içerisinde yer almayan ve zorunlu tutulan anketlerin sendikamız üyeleri tarafından 2021-2022 eğitim-öğretim yılı boyunca doldurulmaması kararı alınmıştır.

8) Ölçme ve Değerlendirme Merkezleri tarafından öğretmenlerin soru hazırlamak zorunda bırakılmasına karşı sendikamız üyesi öğretmenlerin 2021-2022 eğitim-öğretim yılı boyunca istekleri dışında soru hazırlamaması kararı alınmıştır.

            Bu karar uyarınca tarafıma aynı hafta içerisinde verilen ikinci nöbet görevini yerine getirmeyeceğimden gerekli önlemlerin alınmasını arz ederim. …../…./2021

 

Ad-Soyadı

T.C.

 

Adres:

 

KARAR ve Dilekçe Örneği

MYK Karar Örneği

Dilekçe

 

 

 

2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Başında Eğitimin Durumu

MEB YÜZ YÜZE EĞİTİM İÇİN TÜM TEDBİRLERİ ALMAK ZORUNDADIR!
 
Yeni eğitim öğretim yılı, salgınla ilgili kaygılar, aşı ve test tartışmaları, LGS sonrası istediği okul türüne yerleşemeyenler, kalabalık sınıflar, öğretmen açıkları, özel-devlet arasındaki uygulama farkları vb. bir dolu sorunun gölgesinde 6 Eylül’de başlıyor.
 
Eğitim öğretim yılı Kovid-19 salgınının gölgesinde açılırken, okulların salgın koşullarına karşı hazır olduğunu söylemek mümkün değildir. Kovid-19’un pandemi olarak ilan edildiği Mart 2020’den bugüne, dünyanın pek çok ülkesinde sağlık ile birlikte eğitim sorunları öncelikli olarak değerlendirilip öğrencilerin salgın sürecinden en az etkilenmesi için gerekli tedbirler alınmış, çok sayıda ülke okulları açık tutabilmek için büyük çaba sarf etmiştir. Türkiye ise iş günü itibariyle bakıldığında, salgın süresince okulları en uzun süre kapatan ülkeler arasında yer almıştır.
2021/’22 eğitim öğretim yılı öncesinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) okulları tam zamanlı yüz yüze açma kararı alması, okulların çocuk ve gençlerimiz açısından olmazsa olmaz örgün eğitim ve yaşam alanları olduğu gerçeğinin geç de olsa anlaşılmış olduğunu göstermektedir. Bu kararın alınmasında başta Türk Tabipleri Birliği (TTB) olmak üzere, sendikamızın, eğitim ve bilim emekçilerinin, velilerin, veli derneklerinin ve elbette milyonlarca öğrencimizin beklentilerinin ve çağrılarının etkisi olduğu açıktır. Bu kararın öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin sağlık ve güvenliğini riske atmadan uygulanabilmesi için ciddi ve kapsayıcı tedbirlerin alınması gerekmektedir.
 
Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer ‘Okullarda gerekli önlemleri aldık’ açıklamasını yapsa da Türkiye çapında okulların önemli bir bölümünün salgın koşullarına uygun hale getirilmediği, gerekli altyapı hazırlıklarının yapılmadığı bilinmektedir. Büyükşehirler başta olmak üzere, nüfus yoğunluğu fazla olan ilçe ve mahallelerde sınıfların salgın öncesine göre çok daha fazla kalabalık olması beklenmektedir. Derslik sayıları yetersiz olduğu için sınıf mevcutları artmakta, ek derslik ihtiyacı karşılanmadığı için derslik sorunu devam etmektedir. MEB ise okulların yüz yüze eğitime hazır olmasından “maske, mesafe ve hijyen” kurallarına uymayı anlamaktadır. Nitekim Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer yaptığı açıklamadaki “Servislerdeki ve okullardaki hijyen tedbirleri, maske kullanımı, havalandırma gibi tüm ayrıntıları Sağlık Bakanlığı ile birlikte çalışarak alınması gereken önlemleri tüm valiliklere, tüm illerimize, tüm ilçelerimize bildirdik.” ifadesiyle bütün sorumluluğu mülki amirlere ve eğitim yöneticilerine bırakmıştır.
 
Bir 3 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava görseli olabilir
Okullara gerekli ödeneğin gönderilmemesi nedeniyle eğitimin bütün yükü öğrenci velilerinin üzerine yıkılmaya başlanmış, kayıt parası başta olmak üzere, velilerden sıvı sabundan, deterjana kadar çeşitli adlar altında para toplanmaya başlanmıştır.
 
Geçmiş yıllarda olduğu gibi, 2021/’22 eğitim öğretim yılı başında da okullarda temizliği sağlayacak personel eksikliği sorunu devam etmektedir. Uzun süredir İŞKUR personeli üzerinden sağlanan personel ihtiyacı sorununun çözülmesi için ayrılması gereken ödenekler ayrılmadığı gibi; okullarımızda sağlıklı bir ortamın düzenli bir şekilde oluşturulması için yardımcı personellerin görevlendirmeleri de hala yapılmamıştır. Yıllardır kadrolu yardımcı personel alımı yapılmamakta ve ihtiyaçlar İŞKUR üzerinden geçici görevlendirmelerle geçiştirilmektedir. Gerekli personel görevlendirmelerinin okullar açıldıktan çok sonra yapılması önemli bir sorun olmayı sürdürmektedir. Temizlik görevlisi yardımcı personel olmayınca, birçok okulumuzda velilerimiz ekonomik yük altına girmek zorunda kalmaktadır.
Sendikamız, salgın sürecinin başından itibaren bilim insanlarının ve Türk Tabipleri Birliği’nin salgın yönetimine ve alınması gereken tedbirlere ilişkin raporlarını, çözüm önerilerini ve uyarılarını kendisine referans almıştır. Ancak siyasi iktidarın ve özellikle de Sağlık Bakanlığı’nın bilimsel verilere dayanmayan, birbiriyle çelişen açıklamaları ve uygulamaları ile salgın yönetiminin şeffaf yürütülmemesi gibi sorunlar çok sayıda eğitim emekçisinin aşı ve yan etkilerine dair çeşitli kaygılar taşımasına neden olmuştur.
 
Salgın gibi toplum sağlığını tehdit eden bir konuda, her bireyin sağlıklı bir çevrede yaşam hakkını, çalışma hakkını ve eğitim hakkını savunması gerektiği açıktır. Sağlıklı ve güvenli bir şekilde tam zamanlı yüz yüze eğitim için tüm eğitim bileşenlerinin aşı olması, her şeyden önce toplumsal bir sorumluluktur. Bu konuda tepeden inme kararlar yerine kaygıları giderecek, bilimi rehber edinen ve konunun özneleriyle birlikte politika oluşturulması gerekmektedir. Özellikle aşı olmaktan kaçınan eğitim emekçilerinin haftada iki gün virüsün yoğun olarak yer aldığı hastanelere gitmek zorunda bırakılmamaları, salgın sürecinden ders çıkarılarak iş yeri hekimliği uygulamasına gidilmesi, bu sağlanana kadar bölge bölge oluşturulacak gezici sağlık ekipleriyle testlerin iş yerlerimizde yapılması önemlidir.
Eğitim Sen olarak okulların yüz yüze eğitime hazır hale getirilmesi için atılması gereken somut adımları her fırsatta MEB ve kamuoyu ile paylaşmayı sürdürüyoruz. Bu noktada okulların yüz yüze eğitime ne kadar hazır olduğuna ilişkin tespitlerimiz şu şekildedir:
 
 MEB bugüne kadar seyreltilmiş sınıf uygulamasına ilişkin olarak nasıl bir hazırlık içinde olduğunu, kaç yeni derslik yaptığını açıklamamıştır. Sınıfların havalandırılması için kış aylarını da dikkate alan bir pencere sisteminin tüm sınıflarda hayata geçirilip geçirilmediğine dair bir açıklama da söz konusu değildir. Eğitim bileşenleri yaz aylarında okullarda böyle bir çalışma olmadığını gözlemlemiştir. Bu eksikliklerin hızla giderilmesi gerekmektedir.
 Okullarımızın büyük bir çoğunluğunu oluşturan kalabalık okullarda, öğrenci ve öğretmen tuvaletlerinde gerekli genişletmenin ve lavabo sayılarının arttırılıp arttırılmadığının bilgisi mevcut değildir. Öğretmen odalarının en azından ikiye çıkarılması yönünde bir hazırlık da yoktur. MEB okullara kaynak göndermeli ve ivedilikle bu düzenlemeler yapılmalıdır.
 Maske, sabun ve diğer hijyen malzemeleri konusunda okullarımızda ne düzeyde bir hazırlık yapıldığı, bu malzemelerin temininin birçok konuda olduğu gibi yine velilerimizin sırtına mı yükleneceği konusu muğlak durumdadır. MEB bu konuda kamuoyunu bilgilendirmek zorundadır.
 Okullarımızda sağlıklı bir ortamın düzenli bir şekilde oluşturulması için yardımcı personel olarak çalışan arkadaşlarımızın görevlendirmeleri hala yapılmamıştır. Yıllardır kadrolu yardımcı personel alımı yapılmamakta ve ihtiyaçlar İŞKUR üzerinden geçici görevlendirmelerle geçiştirilmektedir. Birçok okulumuzda velilerimiz ekonomik yük altına girmek zorunda kalmaktadır. 6 Eylül’de tüm okullarda temizlik görevlisi yardımcı personel arkadaşlarımızı görmek istiyoruz.
 Seyreltilmiş sınıf uygulaması tam anlamıyla hayata geçirildiğinde öğretmen ihtiyacı ciddi düzeyde artacaktır. Zaman zaman temaslı veya hasta olabilecek öğretmenlerimizi de düşündüğümüzde öğretmen ihtiyacının giderilmesi için, bir an önce ve en az 100 bin öğretmen atamasının yapılması önemlidir. MEB’i ek öğretmen atamaları konusunda bir an önce açıklama yapmaya çağırıyoruz.
 Taşımalı eğitim sistemine son verilerek köy okullarının açılması gerekmektedir. Salgın sürecinden olumsuz etkilenen öğrenci ve eğitim çalışanlarının psikososyal açıdan desteklenmesine yönelik çalışmalar yapılmalı, MEB bu süreci başta TTB olmak üzere, eğitim örgütleri, sendikalar ve veliler ile sürekli iletişim halinde yürütmelidir.
 Salgına karşı alınan önlemlerin ve ayrılan kaynağın şeffaf bir şekilde MEB tarafından açıklanması gerekmektedir. Okul terkleri, öğrenme kayıpları, dezavantajlı grupların kayıplarının telafisi için müfredat dâhil olmak üzere salgının eğitime etkileri tüm boyutlarıyla değerlendirilmeli ve bu kayıpların giderilmesi için MEB’in acilen gerekli adımları atması gerekmektedir.
 Pandemi koşullarında 40 dakikalık ders sürelerinin azaltılması için eğitim emekçilerinin de görüşleri alınarak gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
 Okul öncesi öğretmenleri günde 6 ders ve 300 dakika blok ders yapmakta ve bu öğretmenlerin teneffüs hakkı bulunmamaktadır. 50 dakika olan ders sürelerinin azaltılması ve okul öncesi eğitim emekçilerinin de görüşleri alınarak teneffüs haklarının düzenlenmesi, pandemi koşulları dikkate alındığında aciliyet kazanmaktadır. MEB’i bu konuda bir an önce somut adımlar atmaya çağırıyoruz.
 İmam hatip okullarının çoğunda kontenjanlar boştur. Öğrenci sayısı az olan imam hatip okulları kalabalık sınıf mevcutlarının seyreltilmesi için yeniden düzenlenmeli, ihtiyaç fazlası imam hatipler akademik okullara dönüştürülmelidir.
 
Okullarımızı amasız fakatsız açabilmek ve açık tutabilmek ivedi bir ihtiyaçtır. Okullarımızın kapalı kalmasının yarattığı toplumsal zararlar düşünüldüğünde bu konuda bütün sorumluluk MEB’in ve iktidarın omuzlarındadır. Tüm eğitim bileşenlerini, tam zamanlı yüz yüze eğitimin devam edebilmesi için gerekli duyarlılığı sağlamaya ve tedbirlerin tamamlanması için hak aramaya çağırıyoruz. 4.9.2021
 
Eğitim Sen Adana Şube Yürütme Kurulu Adına
Hüseyin KAYA
Şube Başkanı
 
 
 
 
 
 
 
+11
 
 
 
COVID-19 aşıları, güvenlik ve etkililik açısından birçok teste tabi tutulur ve ardından yakından izlenir.
Kaynak: Dünya Sağlık Örgütü
Aşıyla İlgili Bilgiler Al
 
 
4848
 
4 Paylaşım
 
Beğen
 
 
 
Yorum Yap
 
 
Paylaş
 
 

Bağımsız Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Tahir ÇETİN ve Maden Emekçisi Ali Faik İLTER Somalı Madencilerin haklarını almak için gittikleri Ankara Yürüyüşü dönüşünde geçirdikleri trafik kazası sonucu yaşamlarını yitirdiler.

Talepleri kıdem, ihbar tazminatı ve ücret talepleriydi. Kara yerin altında bir ömür vererek emekleriyle kazandıkları haklarıydı istedikleri. Yasalarda da yazılıydı ayrıca.

Mukadderat diyecek egemenler. Acı, zulüm, sömürü sonunda bu kahredici ölümler, egemenlerin sermayenin dilinde mukadderattır hep. Güzel, insanca, demokratik, eşitlikçi, barışçıl bir yaşam hiçbir zaman mukadderat olmadı. İşçi sınıfının, hepimizin yazgısı sınıf mücadelesidir.

İşçi sınıfının bu iki yiğit önderi ve şu ana kadar bu mücadele tarihine yaşam adayan, yaşamlarıyla bedel ödeyen tüm sınıf öncüleri ve emekçileri… Emek ve mücadeleleri ile güzellikler yaratan, kıvanç veren, yol açan anılarıyla… İnsanlık tarihinin kızıl yıldızlarıdır.

 

Eğitim Sen Adana Şube Yürütme Kurulu